Tek bir kronometreyle iki olayı birden ölçmek, ilk bakışta mümkün değil gibi görünür. Yarışa birlikte başlayan iki koşucudan biri sizin önünüzden geçtiğinde saati durdurursanız, ikincinin süresini kaybedersiniz. Durdurmazsanız birincininkini okuyamazsınız.
Rattrapante, yani yakalayıcı kronograf, bu çıkmaz için icat edildi. Aynı eksene, üst üste, iki saniye ibresi konur. Kronografı başlattığınızda ikisi birlikte hareket eder ve tek bir ibre gibi görünürler. Ara zamanı okumak istediğinizde üstteki ibreyi durdurursunuz; alttaki koşmaya devam eder. Okuma bittiğinde aynı düğmeye tekrar basarsınız ve duran ibre, bir sıçrayışla koşanın tam üzerine oturur.
Sıçrayış kelimesi burada gerçek anlamıyla kullanılıyor. İbre yavaşça yetişmez, kaybettiği yolu bir anda kapatır.
format_quote"Bir kronometre iki olayı birden ölçemez. Rattrapante bu cümleyi, ibreyi ikiye bölerek çürütür."
Hasan Bekmezci
Yetişmeyi mümkün kılan parça bir kalp biçimli kamdır. Durdurulan ibrenin çarkına, tam olarak kalbe benzeyen asimetrik bir disk bağlıdır ve bu diskin kenarına yaylı bir kol dayanır. İbre durdurulduğu sürece kol kamdan uzak tutulur. Serbest bıraktığınız anda kol kamın kenarına düşer ve eğik yüzey onu tek bir yöne kaydırır: kalbin en derin noktasına.
Kalbin geometrisi öyle çizilmiştir ki en derin nokta, koşan ibrenin tam bulunduğu konuma denk gelir. Yani ibre yetişmez, yalnızca kendi kamının dibine düşer ve o dip zaten doğru yerdir. Kronografın sıfırlama işlevi de aynı ilkeyle çalışır; orada kalbin dibi sıfırdır.
Duran ibreyi yerinde tutan şey ise bir kıskaçtır. İki kollu bir maşa, rattrapante çarkını iki yanından sıkıştırıp hareketsiz bırakır.
Bu noktada, saatçiliğin en az konuşulan ama en belirleyici sorunlarından biri ortaya çıkar. Kıskaç ibreyi durdurur, ama o ibrenin çarkı hâlâ mekanizmaya bağlıdır. Kalp kamına dayanan kol, çark dururken bile sürtünmeye devam eder ve bu sürtünme geriye, çark dizisine doğru yansır.
Sonuç şudur: ara zamanı okuduğunuz o birkaç saniye boyunca saatin kendisi yavaşlar. Ölçmek için kullandığınız alet, ölçme eyleminden etkilenir. Rattrapante tasarımının asıl zorluğu ibreyi durdurmak değil, ibreyi durdururken mekanizmaya yük bindirmemektir.
İyi bir rattrapante, duran ibrenin sürtünmesini çark dizisinden koparacak biçimde kurulur. Bu ayrıntı kadranda görünmez ve hiçbir tanıtım metninde öne çıkmaz, ama bir rattrapantenin iyi ya da kötü olmasını belirleyen tam olarak budur.
format_quote"Ölçmek için kullandığınız alet, ölçme eyleminden etkileniyorsa, ölçtüğünüz şey artık olayın kendisi değildir."
Hasan Bekmezci
Atölyede bu saati tartışan iki kişi düşünün: kalibreyi çizen konstrüktör ve saatin hızını ayarlayan régleur.
Régleur önce ölçümü koyar. Ara zaman okunurken saat geri kalıyor. Fark küçük, ama ben bu saati beş konumda saniyenin kesirlerine kadar ayarlıyorum; siz ise kullanıcıya her düğmeye bastığında ayarımı bozacak bir alet veriyorsunuz.
Konstrüktör itirazın haklılığını kabul eder. Doğru. Ama kullanıcı o düğmeye günde kaç kez basacak?
Régleur tuzağa düşmez. Kaç kez bastığı önemli değil. Önemli olan, bastığında ne olduğunu benim bilip bilmediğim. Bir hata biliniyorsa hesaba katılır; bilinmiyorsa birikir.
Konstrüktör bunun üzerine asıl işi tarif eder. O zaman hatayı bilinmez olmaktan çıkarmak yerine, ortadan kaldıralım. Duran ibrenin sürtünmesini çark dizisine hiç ulaştırmayalım. Yirmi parça daha eklemek gerekir.
Régleur kısa cevap verir. Ekleyin. Ben bilinmeyen bir hatayı ayarlayamam.
Kadranın öteki yarısında bambaşka bir zihin çalışıyor. Sürekli takvim, ayların kaç çektiğini ve dört yılda bir şubatın uzadığını ezberlemiş durumda. Bunu bir hafıza olarak taşıyor: dört yıllık bir çevrimi dişlilerin dişlerine yazılmış hâlde saklıyor ve doğru günlerde doğru atlamaları yapıyor.
Yani bu saatin içinde iki karşıt yetenek yan yana duruyor. Rattrapante komut üzerine unutur; durdurduğu ibrenin nerede kaldığını hiç hatırlamaz, çünkü hatırlamasına gerek yoktur, kalbin dibi zaten doğru yeri gösterir. Takvim ise hiç unutmaz; dört yıl boyunca nerede olduğunu bir an bile kaybetmez.
Unutmayı ve hatırlamayı aynı kasada, aynı enerjiyle çalıştırmak bu saatin asıl marifetidir.
format_quote"Rattrapante komut üzerine unutur, takvim hiç unutmaz. İkisi aynı kasada, aynı zembereğin gücüyle çalışır."
Hasan Bekmezci
Rakamlar şöyle. Kasa dokuz yüz elli platinden, kırk bir virgül dokuz milimetre çapında ve on dört virgül yedi milimetre kalınlığında; arka kapağı safir cam. Su geçirmezlik üç bar. Kalibre L101.1 altı yüz otuz bir parçadan oluşuyor, elle kuruluyor ve kırk iki saat çalışıyor. Balans saatte yirmi bir bin altı yüz yarım salınım yapıyor, yani saniyede üç kez.
Kadran güç rezervi göstergesi, ay evresi, kronograf, haftanın günü, sürekli takvim ve tarihi bir arada veriyor. Aynı referans pembe altın ve beyaz altın kasalarla da yapıldı.
2013 Cenevre Büyük Saatçilik Ödülü’nde bu saat iki ödül birden aldı: jürinin verdiği Büyük Komplikasyon Ödülü ve halk oylamasıyla gelen Halk Ödülü. Bir saatin hem uzmanları hem de izleyiciyi aynı anda ikna etmesi sık rastlanan bir şey değildir.
Bu saate uzun süre bakınca insanın aklına kendi hafızası geliyor. Bizim de iki yetimiz var ama ikisi de bu kadar temiz çalışmıyor. Unutmamız gereken şeyleri hatırlıyor, hatırlamamız gerekenleri unutuyoruz. Kalbin dibine düşemiyoruz.
Rattrapantenin dürüstlüğü şurada: unuttuğu şeyi bilerek unutuyor ve nereye döneceğini önceden biliyor. Takvimin dürüstlüğü de şurada: hatırladığı şeyi kendi icat etmedi, gökyüzünden aldı ve dişlilere yazdı.
İkisi de kendi ölçüsünü kendisi koymuyor. Biri bir kamın geometrisine, öteki dünyanın dönüşüne uyuyor. Belki de iyi çalışan her mekanizmanın ortak özelliği budur: ölçüyü koyan olmaya kalkışmamak.
Saatin kendi sayfası: A. Lange & Söhne, 1815 Rattrapante Perpetual Calendar