Marka ara

Sessiz Yolculuk: Urwerk UR-110 Titanium

Bu saatte akrep yok. Üç uydu sırayla geçiyor, saati kasanın sağ kenarında okutuyor ve yerini bir sonrakine bırakıyor. 2011 Cenevre Büyük Saatçilik Ödülü’nde Tasarım Ödülü’nü kazanan mekanizma, gezegen dişli sisteminin bileğe taşınmış hâli.

Hasan Bekmezci · · 5 min read
Urwerk

Urwerk

translate Şu dillerde de mevcut English → · Français →
Urwerk
Urwerk UR-110 Titanium. Kırk yediye elli bir milimetrelik asimetrik kasa, on altı milimetre kalınlığında. Photo: Urwerk

Saat okumak günlük hayatta küçük bir jesttir ve o jesti çoğumuz fark etmeyiz. Kolu içe çeviririz, gerekirse gömleğin kolunu geri iteriz, kadrana bakarız. Toplantıda, direksiyonda ya da bir sohbetin ortasında bu hareket görünür ve karşınızdaki insan çoğu zaman onu fark eder. Urwerk 2011’de bu ayrıntıyı bir tasarım problemi olarak ele aldı ve saati kadranın ortasından alıp kasanın sağ kenarına taşıdı.

Sonuç, kolu çevirmeden okunabilen bir saat oldu. Elinizi klavyenin üzerinde tutarken ya da direksiyonu kavramışken, sağ kenardan aşağı inen dikey bir şerit size saati veriyor. Cenevre Büyük Saatçilik Ödülü’nün 2011 Tasarım Ödülü de bu çözüme verildi.

Urwerk
Saat kasanın sağ kenarında okunuyor. Uydu, sıfırdan altmışa inen dikey şeridin üzerinden geçiyor. Photo: Urwerk

Kadranda akrep yok, yelkovan da alışıldık anlamda yok. Onların yerine üç adet ok biçimli uydu var. Her uydunun üzerinde bir saat rakamı yazılı. Uydular kasanın içinde bir yörünge çiziyor ve sıra kendilerine geldiğinde sağdaki dikey şeride giriyorlar. O şerit sıfırdan altmışa kadar bölünmüş bir dakika ölçeği. Uydu şeridin başından girip altmış dakika boyunca aşağı iniyor; saat dolduğunda kenardan çıkıyor ve bir sonraki rakam yukarıdan giriyor.

Yani saati okumak burada bir ibrenin ucuna bakmak değil, bir cismin yol almasını izlemek anlamına geliyor. Urwerk’in kurucularından Martin Frei bunu bir yolculuk olarak tarif ediyor ve saatin etkisini kadife bir devrime benzetiyor: dönme ile ters dönme arasındaki fark ilk bakışta görünmüyor, her şey normal duruyor, oysa hiçbir şey normal değil.

format_quote

"Urwerk saati okumayı değil, zamanın geçişini izlemeyi teklif ediyor."

Hasan Bekmezci

Bu düzenin arkasında gezegen dişli sistemi duruyor. Adını gökyüzünden alması tesadüf değil. Bir gezegen dişli takımının ortasında güneş adı verilen bir çark bulunur, çevresinde gezegen adı verilen küçük çarklar döner ve hepsini dıştan bir halka çevreler. Gezegenler hem kendi eksenlerinde döner hem de güneşin çevresinde taşınır. Gerçek gök cisimlerinde olduğu gibi burada da iki hareket aynı anda yaşanır.

İşte bu noktada bir sorun çıkar. Bir cismi bir kol üzerinde çember boyunca taşırsanız, o cisim çemberi tamamladığında kendi ekseninde de tam bir tur dönmüş olur. Bunu bir tepsiyle deneyebilirsiniz: tepsiyi masanın etrafında dolaştırın, üzerindeki yazı bir turda baş aşağı gelir ve sonra düzelir. Uydu saatlerde bu kabul edilemez, çünkü rakamın her an dik durması gerekir.

Çözüm, taşıma hareketini birebir iptal etmektir. Uyduyu taşıyan taşıyıcı saat yönünde dönerken, uydu kendi ekseninde tam olarak aynı hızda ve ters yönde döndürülür. İki hareket birbirini götürür ve rakam, yörüngenin neresinde olursa olsun, okuyucuya dik bakar.

Urwerk
Mekanizmanın katmanları. Ortada taşıyıcı karusel, üzerinde birbirine paralel duran üç uydu modülü. Photo: Urwerk

UR-110’un mimarisi bu fikri üç katmanda kuruyor. En altta merkezi bir karusel var; bütün düzenin dengesini ve kararlılığını o sağlıyor. Onun üzerinde gezegen dişli takımı çalışıyor ve üç saat uydusunun yörünge boyunca birbirine paralel kalmasını sağlıyor. En üstte ise üç ayrı saat modülü duruyor. Her modülde bir saat uydusu, bir dakika ibresi ve bir karşı ağırlık bulunuyor; her biri kendi gezegen dişlisine oturmuş durumda ve hepsi merkezi karuselin dönüş yönüne karşı sürekli ters yönde dönüyor.

Karşı ağırlık ayrıntısı önemli. Dönen bir parçanın ağırlık merkezi ekseninde değilse, her turda mekanizmaya değişken bir yük biner ve bu yük doğrudan hassasiyete yansır. Üç modülün her birine karşı ağırlık konulması, düzenin dönerken kendi kendini rahatsız etmesini önlüyor.

format_quote

"Bir uyduyu yörüngede taşırken dik tutmak istiyorsanız, onu taşıdığınız hızın tam tersinde döndürmeniz gerekir."

Hasan Bekmezci

Atölyede bu mimariyi tartışan iki kişi hayal edin: dişli takımını hesaplayan konstrüktör ve saati kuracak olan montajcı.

Montajcı ilk itirazı yapar. Üç modülü bilyalı yataklara oturtalım, sürtünme azalsın.

Konstrüktör başını sallar. Bilyalı yatağın kendi içinde bir boşluğu vardır. Tek bir modülde bu boşluk göze görünmez, ama üç modül üst üste bindiğinde boşluklar toplanır. Uydu yörüngenin bir yerinde birkaç yüzde milimetre sallanır, dakika ölçeğinin üzerinden geçerken hizası kayar ve okuduğunuz rakam ile ölçek birbirini tutmaz.

Montajcı sorar. Peki alternatif nedir?

Konstrüktörün cevabı radikaldir. Bilyalı yatak yerine, saatin bütün yüksekliği boyunca uzanan tek bir sabit eksen kullanırız. Bütün komplikasyon o eksenin üzerinde dengelenir. Sürtünme biraz artar, ama rijitlik en yüksek, boşluk en düşük seviyeye iner.

Urwerk’in kurucu saatçisi Felix Baumgartner geliştirme sürecini anlatırken tam olarak bu tercihi aktarıyor. Ekip yaklaşık iki yıl boyunca merkezi karuseli ve dönen saat modüllerini taşıyacak en uygun mimariyi aradı ve sonunda kendi yaratımlarından hiçbirine benzemeyen bir çözümde karar kıldı: bilyalı yatak yerine saatin tam yüksekliği boyunca uzanan sabit bir eksen.

Urwerk
Kadranın üst bölümündeki kontrol paneli. Solda gece gündüz göstergesi, sağda servis aralığı göstergesi. Photo: Urwerk

Kadranın üst kısmında Urwerk’in kontrol paneli dediği bir alan var. Burada üç bilgi duruyor: küçük saniye, gece ve gündüzü ayıran bir gösterge ve yağ değişimi göstergesi. Sonuncusu ilk duyulduğunda tuhaf gelir, oysa saatçilikte ender rastlanan bir dürüstlük örneğidir.

Her mekanik saat yağla çalışır ve hiçbir yağ kalıcı değildir. Zamanla incelir, tozla karışır, köşelere çekilir ve sürtünmeyi azaltmak yerine artırmaya başlar. Sektörün alışkanlığı bunu kullanıcıya hiç söylememek ve bakımı satış sonrası servisin işi olarak bırakmaktır. Urwerk ise mekanizmanın çalışma süresini sayan bir göstergeyi kadrana koymuş. Saat size kendi yıpranmasını gösteriyor.

format_quote

"Yağ değişimi göstergesi bir kusur itirafıdır ve saatçilikte dürüstlük çoğu zaman böyle görünür."

Hasan Bekmezci
Urwerk
Arka kapakta çift türbin. Rotorun hızını hava sürtünmesiyle sınırlayarak kurma düzenindeki aşınmayı azaltıyorlar. Photo: Urwerk

Arka tarafta iki türbin duruyor ve bu türbinler otomatik kurma düzenindeki aşınmayı azaltmak için konulmuş. Mantığı şudur: otomatik bir saatte rotor, kolun her hareketinde savrulur. Sakin bir günde bu sorun değildir, ama tenis oynayan ya da çekiç sallayan bir bilekte rotor çok yüksek hızlara çıkar ve kurma dişlilerini gereksiz yere zorlar. Türbinler rotorun hareketini havaya karşı çalıştırarak frenler. Hava sürtünmesi hızla birlikte hızla arttığı için, yavaş hareketlerde türbin neredeyse hiç direnç göstermez, sert hareketlerde ise devreye girer. Yani fren kendiliğinden ayarlanır.

Kasa titanyumdan ve kırk yediye elli bir milimetre ölçüsünde, on altı milimetre kalınlığında. Ölçüler büyük görünüyor, ama titanyum kasanın ağırlığını düşürüyor ve asimetrik gövde bileğin üzerine oturarak taşmayı azaltıyor. Su geçirmezlik otuz metre. Mekanizma otomatik, saniyede dört salınım yapıyor ve otuz dokuz saat çalışıyor. Saatin geniş panoramik safir camı bütün bu hareketi izlemenize izin veriyor.

Urwerk
On altı milimetrelik yükseklik, üç katmanlı mimarinin doğrudan sonucu. Photo: Urwerk
Urwerk
Titanyumun grisi kadranın yeşil ışıklı rakamlarıyla zıtlık kuruyor. Photo: Urwerk

UR-110 piyasaya çıktığında fiyatı seksen yedi bin İsviçre frangıydı. Bugün Urwerk onu artık üretmiyor; marka bu tür modelleri kendi arşivinde UR-LEGENDS adıyla topluyor ve üretimden kalkmış parçaları orada saklıyor. Bir saatin efsane sayılması için gereken şey çoğu zaman sayıca az olmak değildir; bir fikri ilk kez eksiksiz biçimde ortaya koymaktır.

Urwerk
Aynı mimarinin pembe altın yorumu. Photo: Urwerk
Urwerk
Siyah kaplamalı versiyonda uyduların ışıklı rakamları daha da öne çıkıyor. Photo: Urwerk

Bu saate uzun süre baktığınızda fark ettiğiniz şey şu olur. Biz zamanı düz bir çizgi gibi düşünmeye alışığız. Geçmiş arkada, gelecek önde, aradaki mesafe de bir ok gibi tek yöne gider. Oysa zamanı ölçmek için kullandığımız her şey aslında bir dönüştür. Gün, dünyanın kendi ekseninde bir dönüşüdür. Ay, ayın dünya çevresinde bir dönüşüdür. Yıl, dünyanın güneş çevresinde bir dönüşüdür. Elimizdeki bütün ölçü birimleri, geri dönen hareketlerden alınmıştır.

Urwerk’in yaptığı şey bu gerçeği kadrana geri koymaktır. UR-110’da saat bir çizgi üzerinde ilerlemez, bir yörüngede döner. Uydu şeridin sonuna vardığında kaybolur ve bir süre sonra yine yukarıdan girer. Bu, insanın gökyüzünden öğrendiği en eski derstir: ölçülebilen her şey geri döner ve geri dönmeyen tek şey, o dönüşleri izleyen insandır. Bileğinizde dönen küçük uyduları seyrederken hatırlanacak şey de budur. Dönen mekanizma değil, ona bakan gözün sayılı olması.

Urwerk
Özel seri kayışlarla birlikte UR-110, Urwerk’in UR-LEGENDS arşivinde duruyor. Photo: Urwerk
Kategori Ödüller
Yazar Hasan Bekmezci
Yayın Tarihi Eylül 16, 2026
Okuma Süresi 5 min read
edit_note

Editöre Yaz

E-posta adresiniz yayınlanmayacak.

mail

Dergi Özeti

Dünyanın en önemli saatleri hakkında haftalık haberler için çevremize katılın.