Marka ara

On İki Taş ve Dört Buçuk Milyar Yıl: Louis Moinet Cosmopolis

Bir kadranın üzerinde on iki ayrı göktaşı duruyor. Bazıları Ay’dan, bazıları Mars’tan, bazıları da hiçbir zaman gezegen olamamış bir kuşaktan geldi. Hepsi bu gezegenden yaşlı ve hepsi tek bir tourbillonun çevresinde toplanmış.

Hasan Bekmezci · · 7 min read
Louis Moinet

Louis Moinet

translate Şu dillerde de mevcut English → · Français →

Restorasyon atölyesinde masanın üzerinde iki nesne yan yana duruyordu. Biri iki yüz on yıllık, pirinç kasalı, kadranı çatlamış bir kronometreydi. Öteki, siyah kadife bir bez üzerine konmuş, avuç içinden küçük, koyu gri bir taş parçasıydı.

Saat restoratörü mercekli gözlüğünü indirdi ve eski nesneyi işaret etti. Bunun ne olduğunu biliyorsun, dedi.

Biliyorum, dedi kozmokimyacı. Ama senin ağzından duymak istiyorum.

Bu bir saniyenin altmışta birini ölçmek için yapılmış bir alet, dedi restoratör. Yapıldığı yıl 1816. Onu yapan adam bir gökbilimci değildi, bir saatçiydi, fakat bu aleti gökyüzünü izleyen insanlar için tasarladı. Bir yıldızın ya da bir gezegenin, teleskobun görüş alanındaki bir çizgiyi ne zaman geçtiğini kaydetmek istiyordu. Bunun için de o güne kadar kimsenin denemediği bir hız kullandı. İçindeki denge çarkı saniyede otuz salınım yapıyor.

Kozmokimyacı öne eğildi. Otuz mu, diye sordu. Bugünün saatleri dörtte kalıyor.

Bugün bile o hıza çıkan mekanizma sayısı bir elin parmaklarını geçmez, dedi restoratör. Adam bunu telsizin, elektriğin ve yüksek hızlı fotoğrafın olmadığı bir yüzyılda yaptı.

Louis Moinet
Louis Moinet’nin 1816 tarihli compteur de tierces aleti. Saniyenin altmışta birini ölçmek üzere yapılmıştır. Photo: Louis Moinet

O adamın adı Louis Moinet’dir ve 1768 ile 1853 arasında yaşamıştır. Uzun yıllar boyunca saatçilik tarihinde ikinci sıradan bir isim sayıldı. Kendi döneminde tanınmıştı, saatçilik üzerine kapsamlı bir inceleme kaleme almıştı ve dönemin büyük ustalarıyla yakın ilişki içindeydi. Buna karşılık adı, öğrencisi ve dostu olduğu daha ünlü çağdaşlarının gölgesinde kaldı.

Bu tablo 2013 yılında değişti. Moinet’nin kendi elinden çıkmış o alet bir müzayedede ortaya çıktı ve incelendiğinde saatçilik tarihinin kabul ettiği bir tarihi geriye çekti. Kronografın icadı uzun süre 1821 yılına ve başka bir ustaya bağlanmıştı. Moinet’nin aleti ondan beş yıl öncesine aitti ve bugün bilinen anlamda çalışan bir kronograftı; başlatılıyor, durduruluyor ve sıfırlanıyordu.

Aynı alet iki ayrı resmî kayda geçti. Önce dünyanın ilk kronografı olarak tescillendi. Birkaç yıl sonra ise saniyede otuz salınım yapan mekanizması nedeniyle dünyanın ilk yüksek frekanslı kronometresi olarak ikinci kez kayda alındı.

Bugün onun adını taşıyan atölye, 2004 yılında Jean Marie Schaller tarafından Neuchâtel’de kuruldu. Cosmopolis, o atölyenin en uç noktasıdır.

Louis Moinet
Louis Moinet, 1768 ile 1853 arasında yaşadı. Kronografın icadı bugün ona bağlanıyor. Photo: Louis Moinet
format_quote

"Kronografın icadı iki yüzyıl boyunca yanlış adrese yazılmıştı. Bir müzayede kataloğu tarihi beş yıl geriye aldı."

Hasan Bekmezci

Kozmokimyacı masadaki taşa döndü ve bezi biraz kaydırdı.

Şimdi sıra bende, dedi. Sen bana iki yüz yıllık bir alet gösterdin. Ben sana dört buçuk milyar yıllık bir taş göstereceğim.

Restoratör mercekli gözlüğünü yeniden indirdi. Bunun nereden geldiğini nasıl biliyorsunuz, diye sordu. Yani bu bir göktaşı, tamam. Peki Ay’dan geldiğini nereden çıkarıyorsunuz?

Oksijenden, dedi kozmokimyacı.

Oksijenin üç kararlı türü vardır ve bu türlerin birbirine oranı, güneş sisteminin farklı bölgelerinde farklı biçimde sabitlenmiştir. Bir gök cismi katılaşırken hangi orana sahipse, o oran milyarlarca yıl boyunca değişmeden kalır. Yani bir taşın oksijen parmak izi, doğduğu yerin adresidir.

Ay’ın parmak izi bizimkiyle neredeyse aynıdır. Bunun nedeni Ay’ın bizden kopmuş olmasıdır; gençliğinde gezegenimize çarpan büyük bir cisim, iki gövdenin malzemesini birbirine karıştırdı ve ortaya çıkan malzeme ortak bir oranla katılaştı. Mars’ın parmak izi ise açıkça farklıdır. Bu yüzden bir taşı ölçtüğümüzde nereden geldiğini tartışmayız. Sayı bize söyler.

Louis Moinet
Kadranda on iki ayrı göktaşı bulunur. Merkezdeki büyük disk Umman’ın Dhofar bölgesinden çıkarılmış ay göktaşıdır. Photo: Louis Moinet

Peki Mars’tan geldiğini nasıl anlıyorsunuz, diye sordu restoratör. Oradan numune getirilmedi ki.

Getirilmedi, dedi kozmokimyacı, ve işin en güzel tarafı da bu. Bir göktaşı Mars’tan kopup buraya gelirken, kendisini fırlatan darbenin etkisiyle içindeki bazı kısımlar anlık olarak erir ve cam hâline gelir. O cam soğurken çevresindeki havadan bir miktar gazı içine hapseder.

Yani elimizdeki bazı taşların içinde küçücük gaz kabarcıkları var ve bu kabarcıklar Mars atmosferinden alınmış örneklerdir. Yetmişli yılların ortasında oraya inen araçlar atmosferin bileşimini ölçtüğünde, bu kabarcıkların bileşimiyle karşılaştırma yapma imkânı doğdu. İki ölçüm birbirini tuttu.

Restoratör bir süre sessiz kaldı. Yani avucumda bir başka gezegenin havasını taşıyabilirim, dedi.

Taşıyabilirsin, dedi kozmokimyacı. Ve bu, insanlığın o gezegene henüz gidip dönemeden elde ettiği bir şey. Biz oraya varamadık. Ama oradan gelenler bize ulaştı.

format_quote

"Mars’tan bir taş buraya gelirken, kendisini fırlatan darbenin erittiği camın içine bir miktar Mars havası hapseder. Henüz gidemediğimiz bir gezegenin atmosferi bu yüzden elimizde duruyor."

Hasan Bekmezci
Louis Moinet
On adet göktaşı dilimi altın çerçeveler içinde koyu gri kadrana oturtulmuştur. Photo: Louis Moinet

Şimdi bütün bunların bir kadranın üzerinde nasıl toplandığına bakalım.

Cosmopolis kırk virgül yedi milimetre çapında, 18 ayar pembe altından üretilmiş bir kasadır. Kulakları oyulmuş ve pahlanmıştır, taç alışılmadık ölçüde büyüktür, yüzeyler parlak ve saten olarak dönüşümlü işlenmiştir. Kasanın çerçevesi yoktur. Kubbeli safir cam doğrudan kasanın üst kenarına oturur ve bu düzenleme kadranın görünen alanını büyütür. Su geçirmezlik otuz metredir.

Kadranda on iki ayrı göktaşı bulunur ve bu sayı, bugüne kadar bir kol saatine yerleştirilmiş en yüksek göktaşı sayısıdır. Bu durum 2023 yılının eylül ayında Cenevre’de resmî olarak kayda geçirildi.

Onu altın çerçeveli yuvarlak dilim hâlinde koyu gri kadrana uygulanmıştır. Her biri farklı bir kaynaktan gelir; bazıları Ay’dan, bazıları Mars’tan, bazıları da yörüngede dolaşan büyük asteroitlerin parçalarından toplanmıştır.

Kadranın tam ortasında ise büyük bir disk durur. Bu disk, Umman’ın Dhofar bölgesinde bulunmuş, beyaz benekli, son derece ender bir ay göktaşından kesilmiştir. Çöl bu tür buluntular için elverişli bir zemin sağlar; açık renkli kireçtaşı yüzeyinde koyu bir taş hemen ayırt edilir ve kuru iklim, taşın yeryüzünde geçirdiği yıllar boyunca bozulmasını yavaşlatır.

Louis Moinet
Kasa çerçevesizdir. Kubbeli safir cam doğrudan kasanın üst kenarına oturur. Photo: Louis Moinet

Merkezdeki bu büyük disk, saat 6 yönündeki tourbillon açıklığıyla kesişir ve ikisi birlikte yatık bir sekiz rakamı çizer. Tourbillonun kendisi uçan tiptedir; üzerinde onu tutan bir köprü bulunmaz, yalnızca alttan desteklenir. Bu yüzden dönerken boşlukta asılı duruyormuş gibi görünür.

Kafesin tam arkasına ise ayrı bir taş yerleştirilmiştir. Bu, siyah bir kondrittir ve iki asteroidin çarpışmasından doğmuştur. Kondritler güneş sisteminin en yaşlı taşlarıdır ve içlerinde kondrül denilen milimetrik damlacıklar bulunur. Bu damlacıklar bir zamanlar erimiş silikat damlalarıydı ve dakikalar ya da saatler içinde soğuyup katılaştılar. Bugün onların tam olarak neyle eritildiği hâlâ tartışılıyor. Kesin olan şudur: o damlalar hiçbir gezegen var olmadan önce vardı.

Böylece kadranın en yaşlı maddesi, en hızlı dönen parçanın arkasında durur. Bir tarafta dört buçuk milyar yıldır hiçbir şey yapmamış bir taş, öteki tarafta dakikada bir tur atan bir kafes. Bu yan yanalık tesadüf değildir ve bu saatin bütün fikri ondan ibarettir.

Louis Moinet
Safir arka kapaktan görülen ana plaka dairesel Cenevre çizgileriyle işlenmiş ve boşaltılmıştır. Photo: Louis Moinet

Mekanizmanın adı LM135’tir. Elle kurmalıdır, yirmi altı taş üzerinde çalışır ve saniyede dört salınım yapar. Asıl dikkat çeken özelliği güç rezervidir: doksan altı saat, yani tam dört gün.

Bu süre tek bir tamburla elde edilemez. İki tambur kullanılmıştır ve ikisi seri bağlanmıştır. Seri bağlantı süreyi uzatır; paralel bağlantı ise gücü artırır. Burada amaç süredir.

Louis Moinet atölyesinin bu düzenlemeye verdiği ad, Fransızcada yüz çevirmek anlamına gelir; çünkü iki tambur birbirinin üzerine ters yerleştirilmiştir. İkisi enerjisini aynı anda boşaltır. Bu ayrıntı, dört günlük bir rezervde yaşanan en büyük sorunu çözmeye yöneliktir.

O sorun şudur: bir zemberek boşaldıkça verdiği kuvvet azalır. Kurulduğu ilk saatlerde güçlü, son saatlerinde zayıf iter. Denge çarkına giden kuvvet değiştiğinde salınım genliği değişir ve saat hızını kaybeder. Dört gün boyunca kararlı kalabilmek için bu düşüşün yumuşatılması gerekir. İki tamburun aynı anda çalışması, kuvvet eğrisini düzleştirir.

Arka kapak safirdir. Ana plaka dairesel Cenevre çizgileriyle işlenmiş ve mekanizmanın içini göstermek için yer yer boşaltılmıştır. Kayış mat siyah timsahtır ve tokası 18 ayar pembe altındandır.

Louis Moinet
İki tambur seri bağlanmış ve birbirinin üzerine ters yerleştirilmiştir. Güç rezervi doksan altı saattir. Photo: Louis Moinet

Gece atölyede lamba söndürülmeden önce restoratör bir soru sordu.

Bu saat tek adet üretiliyor ve fiyatı iki yüz yirmi beş bin frank. Peki bu rakamın ne kadarı taşlardan geliyor?

Sandığından çok daha azı, dedi kozmokimyacı. Göktaşı ağırlıkla satılır ve iyi bir ay göktaşının gram fiyatı gerçekten yüksektir. Ancak bir kadrana giden miktar birkaç gramı geçmez. Asıl maliyet kesimdedir.

Bir göktaşı düzgün bir malzeme değildir. İçinde metal taneleri, silikat kristalleri ve boşluklar vardır ve bunların sertliği birbirinden farklıdır. Böyle bir malzemeyi bir milimetrenin altına inecek kalınlıkta dilimlemek, kesme sırasında dağılma riskini kabul etmek demektir. Kesilen her on parçadan kaçının kullanılabilir çıktığını bilmek istemezsin.

Restoratör güldü ve masadaki iki yüz yıllık aleti kutusuna yerleştirdi. Demek iki durumda da aynı şey oluyor, dedi. Bizim mesleğimizde de bir parçayı bozana kadar kaç tane harcadığını kimseye söylemezsin.

Louis Moinet
Kırk virgül yedi milimetrelik pembe altın kasa bilekte. Photo: Louis Moinet
format_quote

"Bir göktaşını bir milimetrenin altına inecek kalınlıkta dilimlemek, kesme sırasında dağılmasını göze almak demektir. Bu saatin fiyatı, kullanılan taşlardan çok kaybedilen taşlardan gelir."

Hasan Bekmezci

Kozmokimyacı çıkmadan önce son bir şey söyledi.

İnsanın gökyüzüne bakarken kurduğu ilişki hep uzaktan olmuştur, dedi. Bakarız, ölçeriz, adlandırırız, ama dokunamayız. Elimize geçen tek şey, oradan buraya kendiliğinden düşenlerdir.

Bu taşların bize gelmesi için de bir zincir gerekti. Önce bir gök cismine başka bir cisim çarpacak, çıkan parçalar o cismin çekiminden kurtulacak, milyonlarca yıl yörüngede dolaşacak, sonra bizim yörüngemizle kesişecek, atmosferde yanarken tamamen yok olmayacak ve nihayet bulunabileceği bir yere düşecek. Bu zincirin her halkası ayrı bir ihtimaldir.

Bir insanın bu zincirin sonunda duran taşı kesip bileğine takması ise başka bir şeydir. O artık bir süs değildir. Bir kayıttır.

Restoratör kapıyı kilitlerken cevap verdi. İki yüz yıl önce buradan geçen adam da aynı işi yapıyordu, dedi. O da gökyüzünü kaydetmek için bir alet yapmıştı. Fark şu: o, gökyüzünün ne zaman geçtiğini yazdı. Bunlar ise gökyüzünün kendisini getirdi.

Louis Moinet
Neuchâtel’de Louis Moinet’nin adını taşıyan sokak levhası. Photo: Louis Moinet

Bir kol saatinin işi zamanı göstermektir ve bu iş, bir bakıma, insanın kendi ömrünü küçük parçalara bölerek anlaşılır kılma çabasıdır. Cosmopolis bu çabayı tersine çevirir. Kadranın üzerinde durduğunuz an, ölçtüğünüz şey artık sizin gününüz değildir.

Ortadaki taş, üzerinde hiçbir canlının yaşamadığı bir gök cisminden geldi. Kafesin arkasındaki taş, hiçbir gezegen kurulmadan önce vardı. Aralarındaki mesafe milyarlarca yıldır ve ikisi bugün kırk milimetrelik bir dairenin içinde yan yana duruyor.

İnsanın bu manzaraya bakarken hissettiği şey hayranlıktan çok başka bir şeydir. Bir yandan bu kadar eski malzemenin yanında kendi ömrünün ne kadar kısa olduğunu görür. Öte yandan o eski malzemenin, kendisini bir kadranın üzerine yerleştirecek bir zihin ortaya çıkana kadar milyarlarca yıl beklediğini fark eder. Taşlar oradaydı. Onlara bakabilen göz sonradan geldi.

Louis Moinet
Louis Moinet Cosmopolis, tek adet üretim. Photo: Louis Moinet
Kategori Başyapıtlar
Yazar Hasan Bekmezci
Yayın Tarihi Eylül 15, 2026
Okuma Süresi 7 min read
edit_note

Editöre Yaz

E-posta adresiniz yayınlanmayacak.

mail

Dergi Özeti

Dünyanın en önemli saatleri hakkında haftalık haberler için çevremize katılın.