BÖLÜM I: ZİRVENİN EŞİĞİNDE VE KANALLARIN ÖTESİNDE
Everest’in 8.000 metre yüksekliğindeki IV. Kampı... Dağcıların "Ölüm Bölgesi" dediği bu irtifada, atmosferik basınç deniz seviyesinin üçte birine düşer, hava öyle incedir ki her nefes akciğerleri bir bıçak gibi keser.
Koyu turuncu yüksek-irtifa çadırının içinde, gaz ocağının cılız mavi alevi ritmik bir tıslamayla etrafı ısıtmaya çalışıyordu. Dışarıda eksi 40 dereceye düşen Arktik fırtınası çadırın kumaşını kamçılayarak gürlerken, çadırın kapı fermuarından dışarı bakıldığında Ay ışığının altında buzdan bir piramit gibi yükselen Everest zirvesinin o ürkütücü silüeti görünüyordu.
Çadırın içinde iki dağcı oturuyordu: Yıllarını sekiz binlik zirvelere adamış tecrübeli tırmanış lideri Kaya ve ilk kez bu yüksekliğe çıkan genç jeolog-dağcı Araz.
Araz, titreyen elleriyle sıcak çay bardağını kavramaya çalışırken gözü Kaya’nın termal ceketinin manşetinden dışarı taşan, bileğindeki o sıra dışı saate takıldı. Kadrandan adeta buzul çatlaklarının derinliği fışkırıyordu.
Araz (soğuktan buğulanan sesiyle):
"Kaya... Birkaç saat sonra ‘Ölüm Bölgesi’ne gireceğiz. Zirve hücumu başlayacak. İnsan burada üzerindeki her gram ağırlıktan kurtulmaya çalışırken senin bileğinde taşıdığın o saatin hikayesi ne? Üstelik o kadrandaki o katmanlı kaya dokusu ve dönen küreler de neyin nesi?"
BÖLÜM II: BİRİNCİ DÖNGÜ, SIFIR OKSİJEN FİZİĞİ
Konu (Oksijensiz Birlik ve Yüksek İrtifa Zorluğu)
Kaya eldivenini biraz geri çekerek bileğindeki Montblanc 1858 Geosphere 0 Oxygen The 8000 modelini ışığa doğru çevirdi.
Kaya:
"Bak Araz... Az sonra oksijen maskelerimizi takıp zirveye yürüyeceğiz çünkü bizim ciğerlerimizin yaşamak için oksijene ihtiyacı var.
Ama bileğimde gördüğün bu mekanik canavarın tam aksine hiç oksijene tahammülü yok! Montblanc bu seriyi ‘0 Oxygen’ (Sıfır Oksijen) olarak adlandırdı. Biz yukarıda oksijen ararken, bu saatin kasasının içindeki tek bir oksijen molekülü bile üretim aşamasında dışarı emildi."
İnceleme (Buğulanma ve Oksidasyon Analojisi)
Araz (merakla saate yaklaşır):
"Nasıl yani? Kasada hiç hava yok mu? Peki bu bize bu fırtınada ne kazandırıyor?"
Kaya:
"Dağcılıkta saatin en büyük düşmanı nedir bilir misin? Isı şokudur.
Sıcak çadırın içinden eksi 40 derecelik fırtınaya çıktığında, saatin kasasının içindeki nem ve oksijen anında safir camın iç yüzeyinde buğu ve buz kristali oluşturur. Saatin kadrandaki akrep ve yelkovanını göremezsin.
İşte bu kasanın içi vakumlanıp sıfır oksijen ortamında kapatıldığı için saatin içinde nem oluşamaz. Cam asla buğulanmaz. İkincisi; mekanizmadaki yağların oksitlenip kurumasını engeller. Oksijen yoksa çürüme, aşınma ve yağ bozulması da yoktur. Mekanizma dondurucu soğukta ilk günkü hassasiyetiyle çalışmaya devam eder."
Teknik Bilgi (Kasayla İlgili Mühendislik)
Kaya (saatin kasasını işaret ederek):
"Mühendislik detayına bak:
Kasa Montajı: Le Locle ve Villeret’teki Montblanc atölyelerinde özel azot/vakum odalarında, kasa içinde %0 oksijen kalacak şekilde mühürlenir.
Termal Şok Direnci: eksi 50 derece ile artı 50 derece arasındaki ani ısı değişimlerinde bileşenlerin genleşme farklarını tolere eden özel yüksek-irtifa sentetik yağları kullanılır."
BÖLÜM III: İKİNCİ DÖNGÜ, KADRANDAKİ İNANILMAZ EL İŞÇİLİĞİ VE BÜYÜLEYİCİ SANAT
Konu (Buzul Kristallerinin Kadrana Nakşedilmesi)
Araz (gözlerini kadrana dikerek bardağı masaya bırakır):
"Kaya, üzerindeki o siyah-gri doku... Bir boya veya basit bir baskı gibi durmuyor. Işık vurdukça binlerce metre derindeki buzulların içindeki çatlakları görüyormuşum gibi bir derinlik hissi var. Nasıl yapıyorlar bunu?"
İnceleme (Gratte-Boisé Tekniği ve Katmanlı İşçilik)
Kaya:
"Gözlerin seni yanıltmıyor jeolog dostum! O kadran tek bir plaka değil, günlerce süren devasa bir sanat ve el işçiliği maratonu.
Montblanc ustaları, Mont Blanc dağındaki Mer de Glace buzulunun binlerce yıllık dokusunu kadrana aktarmak için unutulmaya yüz tutmuş, on dokuzuncu yüzyıldan kalma Gratté-Boisé tekniğini kullanıyor. Adı 'kazınmış ahşap' demek: kadran ahşap bir aletle kazınıyor ve ahşap damarını andıran o doku böyle çıkıyor.
Pirinç plaka, kılları yalnızca 0,4 milimetre kalınlığındaki özel bir fırçayla, hiç makine kullanılmadan elde çiziliyor; düz, oyulmuş ve kazınmış yüzeyler, mat ve parlak bölgeler sırayla işleniyor. Ardından kadrana o buzul derinliğini vermek için renkli ve yarı saydam vernik tam 30 ayrı katman halinde tek tek uygulanıyor. Her katmanın kuruması bir gün sürdüğü için tek bir kadran otuz günden fazla zaman alıyor!
Kenarlara doğru siyahlaşan o Sfumato efekti ise el spreyiyle renklendiriliyor. Yani kadrandaki her bir buzul çatlağı, her bir derinlik tonu insan elinin ve sabrının eseri."
Teknik Bilgi (Kuzey-Güney Yarımküreler ve Zaman Gösterimi)
Kaya:
"Kadranın kalbindeki fonksiyonlara bak:
3D Döner Küreler: Saat 12 yönünde Kuzey, saat 6 yönünde Güney Yarımküre 3D kabartma olarak günde bir tam tur döner.
Dünya Zamanı: Kürelerin etrafındaki 24 saatlik skala ve gece/gündüz renk ayrımı sayesinde dünyadaki tüm zaman dilimlerini anında okursun."
BÖLÜM IV: ÜÇÜNCÜ DÖNGÜ, SÜPER-LUMİNOVA MUCİZESİ VE ELEKTRONLARIN DANSI
Konu (Zifiri Karanlıkta Yön Tayini)
Araz:
"Bezeldeki pusula yönlerine ve kadrandaki rakamlara baksana... Çadırın bu loş ışığında bile göz alıcı bir yeşil ve mavi ışık saçıyorlar. Nedir bu ‘Super-LumiNova’ dedikleri şey?"
İnceleme (Kuantum Fiziği ve Fotolüminesans Mekanizması)
Kaya (tebessüm eder):
"İşte bir fizik/kimya mucizesi Araz! Çoğu insan bunu basit bir ‘parlayan boya’ sanır. Oysa arkasında muazzam bir atomik mekanizma var.
Super-LumiNova, stronsiyum alüminat (SrAl2O4) kristallerinden yapılan tamamen toksiksiz, radyasyonsuz bir fotolüminesans pigmenttir. Mantığı nedir biliyor musun? Kuantum seviyesinde bir enerji depolama!"
Araz (gözleri parlayarak):
"Bildiğin elektron seviyesinde yani?"
Kaya:
"Aynen öyle! Gündüz Güneş’ten veya çadır ışığından gelen fotonlar (ışık tanecikleri), bu pigmentteki atomların elektronlarına çarpar. Elektronlar bu enerjiyi emip daha yüksek bir enerji seviyesine, yani ‘uyarılmış yörüngeye’ sıçrar.
Zifiri karanlığa çıktığımızda ise o uyarılmış elektronlar yavaş yavaş eski, kararlı yörüngelerine geri dönmeye başlar. İşte dönerken emdikleri o enerjiyi dışarıya ışık fotonu olarak salarlar!"
Araz (hayranlıkla saatin parlayan bezelini ve kürelerini inceler):
"Vay canına... Yani şu an bileğimizin üzerinde, zifiri karanlıkta resmen elektronlar alt yörüngeye atlayarak dans ediyor ha! İnanılmaz bir olay!"
Teknik Bilgi (Çift Renkli Işıma ve Uygulama)
Kaya:
"Ve bunu dondurucu karanlıkta hayat kurtarmak için böyle tasarladılar:
Çift Renkli LumiNova: Yelkovan, pusula kuzey göstergesi ve 3D kürelerin Meridyen çizgileri Super-LumiNova Grade X1 yeşil parıldar. Akrep ve saat rakamları ise buz mavisidir.
Seramik Bezel: Dönen seramik bezel üzerindeki pusula harfleri (N, E, S, W) elle bu pigmentle doldurulmuştur; fırtınada yönünü şaşırmaman için ışık saçar."
BÖLÜM V: DÖRDÜNCÜ DÖNGÜ, EFSANEVİ DAĞCILAR VE TİTANYUM DİRENÇ
Konu (Reinhold Messner, Nimsdai Purja ve "The 8000")
Araz:
"Bu saatin arkasında ‘The 8000’ yazıyor demiştin. Dünyadaki o 14 dev zirveyi tek tek fetheden o efsane dağcılarla nasıl bir bağı var?"
Kaya:
"Bu saat doğrudan onların ayak izlerini takip ediyor Araz.
İlk efsane Reinhold Messner... 1978’de ‘İnsan ciğeri 8.000 metrede ek oksijen olmadan yaşayamaz, beyin ölümü gerçekleşir’ denilen teorileri yıkan, Everest’e ek oksijensiz ilk tırmanan yaşayan efsane.
Diğeri ise Nimsdai Purja... Dünyadaki 14 adet 8.000 metrelik dev zirvenin tamamına sadece 6 ay 6 günde tırmanarak insanlık tarihinin en imkansız rekorunu kıran Nepal kökenli dağcı! İşte bu saat, oksijensiz tırmanış yapan bu efsanelerin bileğinde dondurucu soğukta test edildi."
İnceleme (Grade 5 Titanyum ve İrtifa Ergonomisi)
Kaya (saati bileğinden çıkarıp Araz’ın eline bırakır):
"Tüm bu efsanevi mirası ve mekanizmayı taşımak için gövde çelik olamazdı. Eline al bakayım..."
Araz (saati avucuna aldığında şaşkınlıkla irkilir):
"Bu... Bu neredeyse tüy gibi! Çelik görünümünde ama elde hiç ağırlığı yok!"
Kaya:
"Çünkü Grade 5 Titanyum! Çelikten %45 daha hafif ama darbelere karşı katbekat güçlüdür. En önemlisi; eksi 40 derecede çelik gibi ciltte buzlanma ve donma yapmaz, vücut ısısıyla dengede kalır."
BÖLÜM VI: ZİRVE İÇİN ŞAFAK VAKTİ
Dışarıda fırtınanın uğultusu hafiflerken, çadırın kapısından giren buz gibi hava şafağın sökmek üzere olduğunu haber veriyordu. Kaya, Montblanc 1858 Geosphere saatinin titanyum bileziğini kalın eldiveninin üzerine kilitledi.
Saatin kadrandaki ve bezelindeki yeşil ile mavi Super-LumiNova ışıkları, elektronların o muazzam kuantum dansıyla karanlık çadırın içinde bir deniz feneri gibi parıldıyordu.
Araz (kendi oksijen maskesini düzeltirken gülümsedi):
"İnsanoğlu ciğerine oksijen çekmek için zirvelere tırmanıyor; bileğindeki saat ise kasasında sıfır oksijenle, kadranda 30 katmanlı buzul sanatıyla ve kadrandaki elektronların ışık dansıyla o zirvenin fırtınasına meydan okuyor... Müthiş bir sentez."
Kaya (çadırın fermuarını açıp dışarıdaki devasa Everest piramidine bakarken):
"Messner ve Nimsdai’ın izinden gidiyoruz Araz. Maskeleri takalım... Zirve bizi bekliyor!"