Marka ara

Kozmik Akışkanlıktan Yörüngedeki Çeliğe: Konstantin Chaykin SC02C

Bir saat, mutlak vakumda altı saat altı dakika boyunca bir kozmonotun bileğinde çalıştı. Onu oraya götüren fikir, yıldızların içinde yüzdüğü denizin ne olduğunu soran çok daha eski bir tefekkürden doğdu.

Hasan Bekmezci · · 10 min read
Konstantin Chaykin

Konstantin Chaykin

translate Şu dillerde de mevcut English → · Français →

Fiziksel bedenin dar sınırlarından sıyrılıp ruhu billurlaşmış bir seyyah, uzay zamanın kıvrımlarında süzülürken kozmosun havasız değil, aksine canlı ve şuurlu varlıklarla dolu devasa bir okyanus olduğunu kavrar. Seyyah, gezegenler arası bu seyahatinde varoluşun hakikatini arayan üç büyük zihnin soyut meclisine rastlar: Antik Çağ’ın cevher kuramcısı Aristoteles, Doğu’nun derin tefekkür geleneğini temsil eden Bediüzzaman ve yörüngede 437 gün kalarak insanın kozmik sınırlarını zorlayan Rus astronot Valeri Polyakov.

Seyyah, bu mecliste konuşulan sarsıcı diyaloğa şahitlik eder.

Aristoteles, yıldızların süzüldüğü o sonsuz karanlığı işaret ederek söze başlar.

Biz yeryüzünde varlığı dört temel anahtarla çözmeye çalıştık: toprak, su, hava ve ateş. Ancak gök kubbenin bozulmayan, aşınmayan ortamına beşinci cevher dedik: Etir, yani Esir. Yaratıcı dışında hiçbir şey sonsuz değildir; Esir de O’nun yarattığı bir cevherdir, ancak o, yıldızların içinde yüzdüğü en saf akışkan denizdir.

Konstantin Chaykin
Konstantin Chaykin SC02C. Yirmi sekiz adetlik sınırlı seri, Roscosmos ile yürütülen araştırma programının bileğe uyarlanmış hâlidir. Photo: Konstantin Chaykin

Bediüzzaman tebessüm eder ve Aristoteles’in kavradığı bu hakikati kozmik bir çerçeveyle derinleştirir.

Doğru söylersin Aristoteles. Okyanustaki balıklar nasıl sudan habersizce yüzerlerse, gezegenler ve gökcisimleri de bu Esir denizinin içinde süzülürler. Adının felsefede Esir, modern fizikte kuantum vakum dalgalanmaları olmasının bir önemi yoktur. Önemli olan, bu cevherin tek bir sabit biçimden ibaret olmamasıdır. Suyun hâli nasıl değişirse, Esir maddesi de kendi içinde yedi farklı tecelliye, yedi ayrı fizikî hâle ayrılır.

Seyyah zihninde bu yedi hâli tahayyül etmeye çalışırken, bu kozmik analojiyi şu şekilde somutlaştırabiliriz. Seyyah gözlerini kapatıp kozmik ağın kılcal damarlarında yürümeye başladığında, evrenin yedi ayrı frekansta aynı anda titreyen muazzam bir senfoni olduğunu fark eder.

format_quote

"Okyanustaki balıklar nasıl sudan habersizce yüzerlerse, gezegenler ve gökcisimleri de bu Esir denizinin içinde süzülürler."

Hasan Bekmezci
Konstantin Chaykin
Chaykin imalathanesi 2018’den bu yana Roscosmos ile açık uzay yürüyüşleri için mekanik saat geliştiriyor. Photo: Konstantin Chaykin

İlki, uzay zaman dokusunu büken devasa kütlelerin yataklandığı Kütleçekimsel Hâldir; bunu devasa, gergin ve esnek bir trambolin bezine benzetebilirsin. Trambolinin üzerine bırakılan ağır bir gülle nasıl bezi çökertip etrafındaki bilyeleri kendi etrafında dönmeye zorlarsa, yıldızlar ve kara delikler de uzayın dokusunu tam olarak böyle büker. Seyyahın zihninde bu hâl, uzayın boş bir sahne değil, maddelerle şekillenen, bükülen, esneyen ve kütlelerin ağırlığıyla biçim alan canlı ve esnek bir yatak olduğunu somutlaştırır.

Hemen ardından gelen Elektromanyetik Hâl, evrenin görünmez ışık, bilgi ve enerji sinir ağıdır. Tıpkı insan bedenindeki milyarlarca sinir lifinin elektrik sinyalleriyle beyni ve organları konuşturması gibi, yıldızların ışığından atomların birbirini tutmasını sağlayan bağlara kadar her şey bu ağ üzerinden haberleşir. Seyyah bu hâle baktığında, karanlık görünen uzay boşluğunun aslında trilyonlarca renk, radyo dalgası, foton ve görünmez ışık iplikçiğiyle örülmüş devasa bir bilgi otobanı olduğunu görür.

Gözlerini daha mikro âleme çevirdiğinde karşılaştığı Kuantum Vakum Hâli, yani sıfır noktası enerjisi ise zihnindeki bütün hiçlik algısını altüst eder. Bizim boş uzay dediğimiz yer aslında mutlak bir hiçlik değil, tabanı sürekli kaynayan ve köpüren mistik bir okyanustur. Tıpkı durgun görünen bir denizin yüzeyinde her an mikro kabarcıkların doğup hemen ardından patlayarak kaybolması gibi, kuantum vakumunda da parçacıklar ve anti parçacıklar hiçlikten anlık olarak var olur ve göz açıp kapayıncaya kadar birbirini yok ederek tekrar vakuma döner. Bu durum, varlığın pasif bir duruş olmadığını; varoluşun her an, her salise kesintisiz bir biçimde yeniden var edilip yok edilen, nefes alıp veren dinamik bir oluşum ve yaratılış kaynaması olduğunu fısıldar.

Bu köpüren kuantum denizinin üzerinde yükselen Kozmik Mikrodalga Arka Plan Hâli, evrenin doğum anından kalan ilk çığlığın, ilk sıcak nefesin günümüze ulaşan yankısıdır. Tıpkı sönmüş bir yanardağın taşlarına dokunduğunuzda hissettiğiniz o hafif ılık ısı veya büyük bir patlamadan saatler sonra bile havadaki titreşimin sürmesi gibi, bu hâl de evrenin bebeklik fotoğrafı, ilk anın hafızasıdır. Seyyah bu hafızanın üzerinde süzülürken Karanlık Madde Hâline çarpar; tıpkı görünmeyen ama ağaç dallarını sallayan rüzgâr gibi, evrendeki galaksileri dağılmaktan koruyan görünmez bir tutkalın varlığını hisseder. Galaksiler o kadar hızlı döner ki normal şartlarda savrulup gitmeleri gerekir; fakat onları bir arada tutan, ışık yaymayan ama kütlesiyle her şeyi kucaklayan bu gizemli iskelettir.

Bütün bu yapıyı dışarıya doğru ivmeyle iten Karanlık Enerji Hâli ise, kozmik balonun içine sürekli taze nefes üfleyen görünmez bir genişleme gücüdür. Ve nihayet bütün bu altı hâl birleştiğinde, nöron hücresi ağlarına benzeyen trilyonlarca ışık köprüsüyle örülü Filamenter Kozmik Ağ Hâli tamamlanır; böylece seyyah, makro ile mikronun, varlık ile yokluğun aynı devasa canlı dokuda nasıl birleştiğini büyüleyici bir berraklıkla zihninde somutlaştırır.

Konstantin Chaykin
Yer çekiminin sönümlendiği yerde insanı ayakta tutan şey ritimdir. Photo: Konstantin Chaykin

Yeryüzü yerçekiminin sönümlendiği o mutlak sessizlikte, insanlık tarihinin yörüngedeki en uzun kesintisiz seyrüseferini gerçekleştiren astronot Valeri Polyakov söze girer. Mir Uzay İstasyonu’nun dar lumbozundan dışarı baktığı o 437 günü ve gecesiz günleri hatırlayarak bileğinde tıkır tıkır işlemeye devam eden çelik kasalı kronometreye parmak uçlarıyla dokunur.

Sizler felsefenin ve hikmetin kürsüsünden Esir denizinin kıyılarını tarif ediyorsunuz. Ben ise o denizin ortasında, zamanın ve mekânın insan zihninde eridiği 437 gün boyunca bizzat süzüldüm. Yeryüzünden koptuğunuzda, altınızda dönen o mavi küre bile uzak bir masala dönüştüğünde, insanı delilikten koruyan tek şey ritimdir. Yerçekiminin zayıflayıp bedenin köksüzleştiği o boşlukta, uzay zamanın akışkanlığı insanı yutmasın diye bileğinizdeki o mikro mekanik kalbe tutunursunuz.

Düşünsenize; şu kasanın kalbinde ritimle titreyen o küçücük balans teli ve çelik çarklar. Milyarlarca yıl önce evrenin bir köşesindeki devasa bir kilonova patlamasında, iki nötron yıldızının amansız çarpışmasıyla sentezlenip yeryüzü toprağına savrulan ağır metallerdi onlar. Bir usta çıktı, toprağın bağrından o metali çıkardı, işledi, biçimlendirdi ve o kozmik özü bileğime taktı. Ben aslında kilonova patlamasının o kadim evladını ait olduğu göklere, doğduğu topraklara geri getirdim. Yıldızların ve karadeliklerin o devasa akışkanlığında yönünüzü kaybetmemek, zamansızlık denizinde bir çıpa atmak demektir mekanik saatçilik. O çelik saat, insanın uzaydaki tek varoluşsal tutamağıdır.

format_quote

"Ben aslında kilonova patlamasının o kadim evladını ait olduğu göklere, doğduğu topraklara geri getirdim."

Hasan Bekmezci
Konstantin Chaykin
Prototipler Orlan-MKS uzay giysisinin üzerine takılarak mutlak vakumda sınandı. Photo: Konstantin Chaykin

Doğulu bilgenin ve Aristoteles’in bahsettiği o kozmik deniz; yıldızların doğup öldüğü, devasa süpernovaların ve iki nötron yıldızının çarpışmasıyla evrene ağır metalleri saçan kilonovaların yaşandığı amansız bir arena alanıdır. Bağımsız Rus saat ustası Konstantin Chaykin’in dehası, tam da bu kozmik patlamaların ve mutlak vakumun hüküm sürdüğü yörüngeye dayanabilecek bir zaman ölçer yaratma fikriyle filizlendi.

Chaykin, 2018 yılında Roscosmos ile başlattığı projede saatini laboratuvarların ötesine geçirdi. Saatin prototipleri kozmonotların bileğinde Uluslararası Uzay İstasyonu’nun dışında, açık uzay yürüyüşlerinde uzay boşluğuna maruz bırakıldı.

İlk iki yürüyüşü 2021 yılında Oleg Novitskiy yaptı. Prototipler Orlan-MKS uzay giysisinin üzerine takılarak mutlak vakum ve radyasyon altında sınandı; haziran ayındaki ilk çıkıştan sonra cam montajı, dönen verilere göre güçlendirildi ve eylül ayında ikinci kez dışarı çıkarıldı. Üçüncü yürüyüş 2022 yılının ağustos ayında Oleg Artemyev ile yapıldı. Dördüncüsü ise 2026 yılının mayıs ayında gerçekleşti: en güncel nesil mekanik Chaykin kronometreleri, Sergey Kud Sverchkov ve Sergey Mikaev’in bileğinde tam 6 saat 6 dakika süren amansız bir açık uzay yürüyüşü boyunca mutlak vakumda tıkır tıkır çalıştı.

O yürüyüşte yapılan şey yalnızca saatin dışarı çıkarılması değildi. Kozmonotlar çıkıştan önce, dışarıdayken ve döndükten sonra onaylanmış bir test protokolünü uyguladı; zaman gösteriminin ve kronograf işlevlerinin çalışmasını denetleyip okumaları kaydetti, o kayıtlar daha sonra yeryüzüne aktarıldı. Bu tür bir sınavın laboratuvarda tam olarak taklit edilemeyeceğini imalathane açıkça söylüyor, çünkü mikro yerçekimi ile uzay boşluğunun vakumu ancak orada aynı anda bulunur.

Konstantin Chaykin
Dördüncü yürüyüş 2026 yılının mayıs ayında yapıldı ve altı saati aşkın sürdü. Photo: Konstantin Chaykin

Uzay boşluğuna gönderilmeden önce prototipler, Chaykin ve Roscosmos Ar Ge laboratuvarlarında insanüstü simülasyon testlerinden geçirildi.

Bunların ilki santrifüj testidir. Lunaparktaki balerin oyuncağının son hızda dönerken sizi koltuğa yapıştırmasını düşünün. Santrifüj testinde saat, roket fırlatılışındaki devasa kalkış ivmesine karşı test edilir. Dev bir kolun ucunda hızla döndürülerek mekanizmadaki her çarka kendi ağırlığının onlarca katı yük bindirilir.

İkincisi yüksek frekanslı titreşim testidir. Son seviyede çalan bir hoparlörün üzerindeki su bardağının çıldırtıcı şekilde titremesi gibidir. Roket motorlarının ateşlendiği an yarattığı yıkıcı sarsıntılara karşı saat saniyede binlerce kez titretilir; vidaların ve balans çarkının dayanıklılığı ölçülür.

Bu ikisi listenin tamamı değildir. İmalathanenin Ar Ge bölümü ve uzay araştırmaları için kurulmuş uzman laboratuvarlar, saati ayrıca darbe testlerinden geçirir, bir güneş benzeticisinin altına yatırır ve ısıl çevrim uygular; yani saat, yörüngede gündüzden geceye geçerken yaşadığı ani sıcaklık uçlarını yerde defalarca yaşar. Ardından sızdırmazlık bütünlüğü ve gidiş hassasiyeti ölçülür. Her aşamanın sonunda saatçiliğin temel değerleri, yani hassasiyet, güç rezervi ve ibrelerle göstergelerin konumu ayrı ayrı izlenir.

Konstantin Chaykin
Kozmonotlar çıkıştan önce, dışarıdayken ve döndükten sonra onaylanmış bir test protokolü uyguladı. Photo: Konstantin Chaykin

Üçüncü test ise vakum odasıdır ve saatin mimarisini doğrudan belirlemiştir. Basınç milyonda bir atmosfere kadar düşürülür. Buradaki riski anlamak için içi havayla dolu bir balonu vakumlu kaba koyup dışarıdaki havayı çektiğinizi düşünün; balon şişer ve patlar. Saatin içindeki bir atmosferlik yeryüzü basıncı, uzay boşluğundaki sıfır atmosfer vakumla karşılaşınca camı dışarı fırlatmak ister. Klasik saatlerde camlar dışarıdan gelen baskıya, yani su basıncına dayanıklı contalarla takılır; içeriden gelen basınç ise camı contasıyla birlikte söküp atabilir.

Chaykin bu sorunu ters kırlangıç kuyruğu adını verdiği bir çözümle aştı. Camın ve kasanın birleştiği kenarları dik açılı değil, dışa doğru genişleyen açılı bir trapez biçiminde kesti. Cam kasaya içten ve yanal bir açıyla oturtulmuştur. Kasanın içindeki hava genleşip camı dışarı itmeye çalıştıkça, camın açılı kenarları kasanın çelik yuvasına daha fazla sıkışır ve kilitlenir. Yani saatin iç basıncı arttıkça cam yerinden çıkmaz; aksine kendi kendini kasaya daha güçlü kenetler. Otuz beş buçuk milimetrelik safir cam, yansıma önleyici kaplamayla birlikte bu yuvaya oturur.

format_quote

"Saatin iç basıncı arttıkça cam yerinden çıkmaz; aksine kendi kendini kasaya daha güçlü kenetler."

Hasan Bekmezci
Konstantin Chaykin
Kırk dört milimetre çelik kasa. Bütün yüzeyler, uzay giysisine zarar verme ihtimalini ortadan kaldırmak için cömertçe yuvarlatılmıştır. Photo: Konstantin Chaykin

Chaykin, uzayın bu zorlu sınavı için mekanizma seçerken kendi özgün kalibresini üretme imkânı varken bilerek kanıtlanmış bir çözüme gitti ve Sovyet kozmonotlarının Mir yıllarında bileklerinde taşıdığı efsanevi uzay kalibresi Poljot 3133 mimarisini temel aldı. Onlarca yıl boyunca doğrulanmış bir mekanizmaydı bu.

Chaykin imalathanesi, bu köklü mekanizmayı alıp üzerine 60 adet el yapımı özel parça ekleyerek K.20-5 kalibresini yarattı. Elle kurulur, saatte yirmi bir bin altı yüz salınım yapar, yirmi beş taş üzerinde döner ve kırk beş saat güç rezervi taşır. Günlük gidiş toleransı eksi on beş ile artı on beş saniye arasındadır.

Dört değişiklik bu mekanizmayı özgün hâlinden ayırır. Birincisi, on iki saatlik kronograf sayaç modülüdür; özgün mekanizmanın işlevini genişletir ve uzun aralıkların ölçülmesine izin verir. İkincisi, mikrometre ayarlı balans çarkıdır. Roket kalkışındaki sarsıntılara dayanması için regülatör tamamen kaldırıldı ve ayar, mikro ağırlıklarla doğrudan balansın üzerinden sağlandı. Bu mimari osilatörün yüklenmelere direncini artırır; klasik regülatör kolunun kaldırılması ise düzeneğin darbeye, titreşime ve aşırı yüke duyarlılığını azaltır. Üçüncüsü durdurmalı saniyedir; zaman ayarlanırken saniye ibresi durur ve saat saniyesi saniyesine eşitlenebilir. Dördüncüsü ise titreşim sönümleme süspansiyonudur; motor titreşimlerini emen özel bir halka mekanizmaya entegre edilmiştir.

Konstantin Chaykin
K.20-5 kalibresi. Poljot 3133 temeli üzerine altmış adet imalathane parçası eklendi. Photo: Konstantin Chaykin

Kasa kırk dört milimetre çapındadır ve on dört buçuk milimetre yüksekliğindedir. Paslanmaz çeliktendir ve bütün yüzeyleri cömertçe yuvarlatılmıştır; bunun sebebi estetik değil, uzay giysisine zarar verme ihtimalini tamamen ortadan kaldırmaktır. Kronograf iticileri yassı ve parlatılmıştır, taç ise eldivenli elle kullanılabilecek kadar büyüktür. Antimanyetik kapak kalibreyi dört bin sekiz yüz amper bölü metre şiddetindeki alanlara kadar korur. Su geçirmezlik on atmosferdir.

Kadran derin siyahtır, üç sayaç taşır ve indeksleri uygulamadır. İbreler iri ve parlatılmıştır, ışıldayan kaplama hem ibrelere hem de indekslere sürülmüştür. Kadranın kendisi mekanizmaya vidalarla sabitlenmiştir ve yüksek sıcaklığa karşı korumalıdır. Akrep ibresinin ucundaki parlak kırmızı, markanın Mars Conqueror Mk3 modelindeki imza ibre motifini sürdürür ve bir fırlatma aracının siluetini hatırlatır. Bunun pratik bir sebebi vardır: çerçevedeki on iki saatlik ölçek kullanılırken akrebin nerede olduğu bir bakışta bulunabilsin diye.

Çerçeve tek yönlü döner, kırk beş virgül bir milimetre çapındadır, on iki saatlik ölçek ve ışıldayan elemanlar taşır. İşlevi kronograftan bağımsızdır ve tamamen mekaniktir: açık uzay yürüyüşünün başlangıcından bu yana geçen süreyi izlemek için kullanılır. Kullanmak için çerçevedeki on iki işareti akreple hizalanır, sonra geçen süre akrebin ölçek üzerindeki konumundan okunur. Çerçevenin açık ve koyu iki yarısı, okumayı sezgisel hâle getirir.

Kayışta bile bir uzay ayrıntısı vardır. Kayış pimleri, kazara gevşemeyi önlemek için iki emniyet ipliğiyle sabitlenmiştir. Saat iki kayışla birlikte gelir; biri günlük kullanım için standart uzunluktadır, öteki uzay giysisinin üzerine takılabilecek kadar uzatılmıştır.

Konstantin Chaykin
İbrelere ve indekslere sürülen ışıldayan kaplama, çerçevedeki elemanlarda da tekrar eder. Photo: Konstantin Chaykin

SC02C yirmi sekiz adetle sınırlıdır ve profesyonel bir kozmonot aletine geliştirilen bütün teknik çözümleri koruyarak gündelik kullanıma uyarlanmıştır. İmalathanenin bu seri için söylediği şey, bir pazarlama cümlesinden fazlasıdır: araştırma şimdi yeryüzünde devam edecek ve bu yirmi sekiz saatin sahipleri onları çok farklı koşullarda taşıyıp performans geri bildirimlerini imalathaneye iletecek.

Yani bu saat bir anıt değil, hâlâ açık duran bir deneyin parçasıdır. Dört açık uzay yürüyüşünün her biri bir sonraki tasarım aşamasını belirledi; camın montajı ikinci yürüyüşten dönen verilerle güçlendirildi. Şimdi sıra, aynı verinin bilekten toplanmasına geldi.

Konstantin Chaykin
Mekanizmanın ön yüzü. On iki saatlik kronograf sayaç modülü özgün mimariye sonradan eklendi. Photo: Konstantin Chaykin

Yazının başındaki meclise dönelim. Aristoteles, gök kubbenin bozulmayan ortamına beşinci cevher demişti. Bugün o cevhere kuantum vakumu diyoruz ve onun boş olmadığını, sürekli kaynadığını biliyoruz. İsim değişti, tarif değişmedi.

Polyakov ise o denizin ortasında dört yüz otuz yedi gün kaldı ve insanı ayakta tutan şeyin ritim olduğunu söyledi. Bugün bir kozmonot Orlan giysisinin üzerine bir çelik kasa takıp altı saat altı dakika boyunca vakumun içinde çalışıyor ve döndüğünde ibrenin nerede olduğunu kaydediyor. Aradan geçen otuz yılda değişen şey, o ritmi ölçen aletin artık laboratuvarda değil, bizzat orada sınanıyor olmasıdır.

Bir saat mutlak vakumda çalışırken aslında şunu kanıtlar: insan, kendi yaptığı bir düzeni, kendisinin kurmadığı bir düzenin içine götürebilir ve orada da çalıştırabilir. Kilonovanın savurduğu metal, yeryüzünde bir ustanın elinden geçti ve yörüngeye geri döndü. Yolculuğun tamamlanması için tek gereken şey, o metalin içine bir ritim yerleştirmekti.

Konstantin Chaykin
Konstantin Chaykin SC02C, yirmi sekiz adetlik sınırlı üretim. Photo: Konstantin Chaykin
Kategori Başyapıtlar
Yazar Hasan Bekmezci
Yayın Tarihi Eylül 17, 2026
Okuma Süresi 10 min read
edit_note

Editöre Yaz

E-posta adresiniz yayınlanmayacak.

mail

Dergi Özeti

Dünyanın en önemli saatleri hakkında haftalık haberler için çevremize katılın.