5 Ekim 1962 Cuma akşamı Londra’da Piccadilly Circus nemli ve soğuktu. London Pavilion’ın önünde biriken kalabalık, adını o güne kadar yalnızca kitap kapaklarından bilen bir karakterin ilk kez perdede yürüyüşünü görmeye gelmişti. İçeride Sean Connery, yönetmen Terence Young ve yapımcılar Harry Saltzman ile Albert R. Broccoli oturuyordu. Film Dr. No idi ve o akşam başlayan şey bir seriden çok bir alışkanlık oldu.
Connery’nin o filmdeki bileğinde bir Omega yoktu. Marka ile karakter arasındaki bağ otuz üç yıl sonra, 1995’te kuruldu. GoldenEye’ın kostüm tasarımcısı Lindy Hemming, Pierce Brosnan’ın kolu için bir Seamaster seçti ve gerekçesini kendisi açıkladı: bir deniz subayının, bir dalgıcın ve dünyayı tanıyan ağırbaşlı bir adamın bu saati takacağına ikna olmuştu. Mavi çerçeve, dalga desenli kadran, çelik bilezik. Karar bir aksesuar seçimi gibi görünüyordu; otuz yıl sonra hâlâ sürdüğüne göre değilmiş.
Omega bu yılın 5 Ekim’ini seçti. Tarih tesadüf değildir; Dr. No’nun dünya prömiyerinin yıl dönümü, artık dünya çapında James Bond günü sayılıyor. Marka o gün Seamaster Diver 300M üzerine kurulu iki ayrı yorum tanıttı ve ikisini birbirinin karşısına koydu. Biri Bond’un dosyası, diğeri karşısındaki örgütün. Markanın kendi diliyle söylersek, taraf değiştirmek hâlâ mümkün.
Bond dosyasındaki saat kırk iki milimetrelik çelik bir dalgıç saatidir ve üç yüz metreye dayanır. Kadranı mavi alüminyumdandır ve üzerindeki dalga deseni lazerle oyulmuştur; Hemming’in 1995’te seçtiği kadranın torunu sayılır. Çerçevenin halkası beşinci sınıf titanyumdan yapılmıştır, yani çelikten hafif ve çizilmeye daha dirençlidir. Saat on yönünde helyum tahliye valfi durur, bilezik ise fırçalanmış çelik hasırdır.
O dalga deseni 1993’te tanıtılan Diver 300M’in doğuştan imzasıdır ve bu ailenin her yorumunda biçim değiştirerek geri gelir. Helyum valfinin işi ise çok daha az bilinir. Uzun süreli derin dalışlarda dalgıç, günlerce helyum soluduğu bir basınç odasında yaşar; helyum atomu o kadar küçüktür ki saatin contalarından içeri sızar ve kasa içinde basınç biriktirir. Yüzeye çıkış sırasında dış basınç düşerken içeride kalan helyum camı yerinden atabilir. Saat on yönündeki valf, bu fazlalığı kendiliğinden dışarı bırakır. Yani kasanın yan tarafındaki o küçük silindir bir süs değil, bir sigortadır.
Karanlıkta kadran tek renge düşmez. Çerçevenin on iki yönündeki ışıldak nokta ile dakika ibresi yeşil yanar; akrep, saniye ibresi ve indeksler maviye döner. Bu ayrım bir süs değildir. Bir dalgıcın karanlıkta önce dakikayı okuması gerekir, çünkü havası dakikayla ölçülür. Renk, gözün hangi bilgiyi önce alacağını belirler.
format_quote"Karanlıkta hangi ibrenin hangi renkte yanacağına karar vermek, bir gözün hangi bilgiyi önce alacağına karar vermektir."
Hasan Bekmezci
Kadranın okunurluğu da bu mantığın devamıdır. İndeksler ve ibreler, suyun altında gözün ayırt edebileceği en büyük boyutta tutulmuştur; mavinin tonu derine inildikçe kaybolan ilk renk olmasına rağmen burada kadranın zemini olarak seçilmiştir, çünkü üzerindeki beyaz ışıldak yüzeyler kontrastı taşır. Bir dalgıç saati, kadranını güzel göstermek için değil, kötü koşulda okunabilsin diye tasarlanır; güzelliği de zaten oradan gelir.
İçeride Omega’nın 8806 kalibresi çalışır. Co-Axial Master Chronometer unvanı taşıyan bu mekanizma, İsviçre Federal Metroloji Enstitüsü METAS’ın sekiz testinden geçmiştir; bu testlerin en bilineni, saatin on beş bin gauss’luk bir manyetik alandan geçtikten sonra bile hassasiyetini koruması şartıdır. Kendi kendine kurulur, elli beş saat yürür ve saniyede üç buçuk kez salınır.
Arka kapak safirdir ve üzerindeki yazıların hizası, Omega’nın NAIAD LOCK adını verdiği sistemle sabit tutulur; kapak sıkıldığında yazı yamulmaz. Safirin altında, rotorun üzerine rodyum kaplı bir namlu kesiti işlenmiştir. Kolunuz her hareket ettiğinde o namlu iki yöne birden dönerek saati kurar, yani filmin açılış jeneriğindeki görüntü burada mekanizmanın kendisini besleyen parçaya dönüşmüştür.
Karşı dosyadaki saat ise aynı kasanın, aynı kalibrenin ve aynı hasır bileziğin üzerine kurulmuştur. Değişen yalnızca iki yüzeydir: kadran taneli siyaha, çerçeve halkası siyah seramiğe döner. İkisinin de fiyatı aynıdır, sekiz bin altı yüz dolar.
Markanın bu iki saati bilerek yan yana koyması, saatçilikten çok insana dair bir şey söyler. İki kutunun içindeki mekanizma birbirinin tıpatıp aynısıdır. Aynı yay aynı enerjiyi depolar, aynı eşapman aynı ritmi tutar, aynı rotor iki yöne birden döner. Fark, yalnızca yüzeydedir.
format_quote"İki kutunun içindeki mekanizma birbirinin aynısıdır; fark yalnızca yüzeydedir."
Hasan Bekmezci
İnsan da böyledir. Bir bedenin içine konan kalp, akciğer, göz ve beyin; iyilik yapanla kötülük yapan arasında farklı modellerde üretilmez. Aynı kalp iki kişide de aynı ritimle atar, aynı göz ikisine de aynı ışığı taşır. Yaratıcı bedeni iki ayrı seriye ayırmamıştır. Ayrım, o bedenin hangi yöne kurulduğunda, yani niyette başlar. Mekanizma tarafsızdır; tarafı tutan iradedir.
format_quote"Mekanizma tarafsızdır; tarafı tutan iradedir."
Hasan Bekmezci
Bir kurgu karakteri için üretilmiş gerçek bir alet, tuhaf bir nesnedir. Bond var olmadı; ama onun adına yapılan hesap gerçektir, titanyum halka gerçektir, elli beş saatlik güç rezervi gerçektir. Kolumuza taktığımız şey bir hikâyenin kalıntısı değil, o hikâyeyi taşıyacak kadar ciddiye alınmış bir mühendisliktir. Ve her ciddi mühendislik gibi o da aynı soruya geri döner: bu kadar ince ayarlanmış bir düzen, kendi kendine kurulmaz. Kurulmuş olan her düzen, bir kuranı ve bir niyeti gösterir.
Saat, üreticisinin kendi sitesinde: Omega, Seamaster Diver 300M James Bond Edition