Altın Tozu, Sonsuz Bir Öpücük ve Zamana Meydan Okuyan Üç Ruh: Patek Philippe Klimt 'Öpücük'

Hasan Bekmezci · · 4 min read
Patek Philippe

Patek Philippe

translate Also available in English → · Français →

Viyana, 1907. Gustav Klimt, stüdyosunun tavanından süzülen solgun ışığın altında, elinde titreyen fırçasıyla dikiliyordu. Ruhunun içi fırtınalıydı. Çünkü bu adam, kısa süre önce kendi şehri tarafından aşağılanmıştı. Viyana Üniversitesi'nin tavanı için yaptığı 'Felsefe', 'Tıp' ve 'Hukuk' tabloları, sekseni aşkın profesör tarafından 'müstehcen' ve 'sapkın' ilan edilmiş; sanatı bir skandal olarak damgalanmıştı. Klimt derin bir kırgınlıkla parasını iade etmiş, o tabloları geri almış ve bir daha asla devlet için çalışmayacağına yemin etmişti: 'Yeterince sansür gördüm. Artık özgür olmak istiyorum.'

Ama bu kırgınlık onu susturmadı; içine çekti. Bir altın kuyumcusunun oğlu olan Klimt, çocukluğunun o parlak metaline sığındı. Ravenna'da gördüğü Bizans mozaiklerinin kutsal altın zeminlerini hatırladı ve kendine, kimsenin kınayamayacağı özel bir dil kurdu: altından, sarmallardan ve saf duygudan örülü bir dünya. Tüm o karanlık gürültüye inat, insanlığın en saf, en dokunulmaz anını yakalamak istiyordu: kusursuz bir teslimiyet anını.

Gustav Klimt ve Emilie Floge, 1909 (kamu mali)
Gustav Klimt ve Emilie Flöge, 1909. Kınanan dâhi ve 'Öpücük'teki kadın olduğu söylenen hayat arkadaşı. Photo: Heinrich Böhler / kamu malı

Fırçasını tuvaline vurduğunda dünya sessizliğe büründü. Bir uçurumun, çiçeklerle kaplı bir yamacın tam kenarında diz çökmüş iki âşık: erkek, kadının yüzünü avuçlarının içine almış; kadın ise gözleri kapalı, kendini tümüyle teslim etmiş. Üzerlerine bir altın pelerin gibi dökülen o dev kumaş, ikisini tek bir bedende eritir. O an ne geçmiş vardır ne gelecek; yalnızca birbirinin içinde kaybolan iki ruh ve zamanın durduğu o büyülü saniye. Klimt, 'Öpücük'ü çizerken aslında aşkın resmini değil, zamanın kendisinin nasıl alt edilebileceğinin formülünü tuvaline işliyordu.

Tablo 1908'de sergilendiğinde, onu skandalla suçlayan o şehir sustu; eser daha bitmeden devlet tarafından satın alındı ve bugün Viyana'daki Belvedere Sarayı'nın en değerli hazinesi oldu. Klimt derin bir nefes aldı. Bilmiyordu ki yüz yıldan fazla bir süre sonra, İsviçre'nin karlı bir dağ köyünde, bu ölümsüz ruh hâlini birkaç santimetrelik bir metal parçasının üzerinde yeniden canlandıracak bir kadın olacaktı.

Gustav Klimt - Opucuk (Der Kuss), 1907-1908, Belvedere Viyana
Gustav Klimt, 'Öpücük' (Der Kuss), 1907-1908, kâşifin kınanmadan sonraki zaferi. Photo: Gustav Klimt / kamu malı (Belvedere, Viyana)

Ateşle Dans Eden Kadın: Anita Porchet

Yüzyıl sonra, Cenevre yakınlarındaki sessiz atölyesinde Anita Porchet, Klimt'in o fırtınalı ruh hâline ortak oluyordu. Masasında bu kez devasa bir tuval değil, yalnızca birkaç santimetrelik saf altın bir cep saati kapağı vardı: Patek Philippe 992/108J-001, dünyada tek örnek. Porchet, çağımızın en büyük emaye ustası kabul edilir; öyle ki bir kadranın köşesindeki 'A Porchet' imzası, o eserin baştan sona yalnızca onun elinden çıktığı anlamına gelir; atölyesinin yıllık üretiminin ancak yüzde beş-onu bu imzayı taşır. Bu saat, işte o nadir imzalardan birini taşır.

Porchet mikroskobunun arkasına geçtiğinde, önünde tek bir teknik değil, dört ayrı emaye sanatını aynı minik yüzeyde buluşturma cüreti vardı. 'Önce renkli camı, kum kadar ince tanelere öğütürüm,' der; 'bu bana camın zaten kumdan yapıldığını hatırlatan hoş bir ayrinti.' O toz hâline gelmiş cam, Klimt'in renk paletine dönüşecekti.

Anita Porchet atolyesinde renkli cami ogutuyor
Anita Porchet, atölyesinde renkli camı kum inceliğinde öğütürken. Photo: Anita Porchet / Europa Star

Bu tek kadranda dört ayrı sihir iç içe geçer. Cloisonné (hücreli emaye): usta, saç telinden ince som altın tellerini parmak uçlarıyla tek tek bükerek âşıkların gövdesini, kenetlenen ellerini ve o sarmal desenleri minik hücrelere böler; tıpkı bir vitrayın kurşun çizgileri ya da bir boyama kitabının siyah konturları gibi, bu teller her rengin kendi bölmesinde kalmasını sağlar. Champlevé: altının yüzeyi oyulur ve açılan bu oluklar mineyle doldurulur. Paillonné: saydam minenin katmanları arasına, el kesimi minicik altın varak parçaları (paillon) gömülür; ışık mineye daldığında bu varaklar tıpkı kehribarın içine hapsolmuş güneş gibi derinden parıldar. Ve minyatür resim: âşıkların yüzleri, o huzurlu ifade, en ince fırçayla tek tek boyanır.

Ama Porchet'nin tuvali fırınlanmak zorundaydı. İşin en zor yanı da buydu: bu dört tekniğin mineleri aynı sıcaklıkta erimez. Saati her 800 santigrat derecelik ateşe verdiğinde kumar yeniden başlıyordu; ya bir katman fazla pişip diğerini yakarsa, ya cam çatlarsa, ya renkler birbirine karışırsa? 'Emayede sevdiğim şey, asla kontrolün sizde olmamasıdır,' der Porchet; 'her zaman bıçak sırtındasınızdır.' Ama ateş bu kez ustaya itaat etti. Fırından çıkan her katmanda Klimt'in o meşhur 'Altın Dönemi', bu kez emayenin cam parlaklığı altında, solmamak üzere yeniden doğdu.

Anita Porchet - emaye tezgahi ve elle bezeme
Emaye tezgâhı: boyalar, fırçalar ve mikroskop altında elle işlenen bir kadran. Photo: Anita Porchet / Europa Star
El kesimi altin varak paillonlar
Paillonné tekniği için hazırlanmış, el kesimi altın varak paillonları. Photo: Anita Porchet / Europa Star

Altına Fısıldayan Adam: Christian Thibert

Hikâye kadranda bitmiyordu. Klimt'in tablosundaki o sarmal enerji, saatin yalnızca kapağında hapis kalamaz; kasanın dışına, kurma koluna ve saati taşıyan o asil halkaya (bow) taşmalıydı. İşte burada sahneye gravür ustası Christian Thibert çıktı. Thibert'e göre gravür, hataya asla izin vermeyen bir sanattır: 'Gravür, ışığı baştan çıkarmayı ve yakalamayı gerektirir. Çizgi kusursuz kesilmeli, kavis ise ışığın uyum içinde akmasına izin vermelidir.' Bir ustanın ışığı yönlendirme biçimi, onun imzasıdır.

Thibert elindeki çelik kalemle (burin) 18 ayar sarı altını oymaya başladığında, Klimt'in tuvalindeki o spiralleri zihninde canlandırıyordu. Metale öyle yumuşak, öyle ritmik darbeler vurdu ki sert altın adeta sıcak bir balmumu gibi dalgalandı; saatin halkası, Klimt'in âşıklarını saran o altın pelerin gibi kıvrım kıvrım şekil aldı. Oymaların arasına tek tek yerleştirdiği saf pırlantalarla da, tablodaki o ilahi ışığı metalin içine hapsetti.

Gravur ustasi Christian Thibert
Gravür ustası Christian Thibert. Photo: Christian Thibert / Collectability
Patek Philippe - elle gravur (burin) isciligi
Burinle oyulmuş altın: ışığı 'baştan çıkaran' gravür işçiliği. Photo: Patek Philippe
Patek Philippe
Patek Philippe Klimt 'Öpücük', üç ustanın tek bir bedende buluştuğu, dünyada tek örnek. Photo: Patek Philippe

Üç Dehanın Buluştuğu O Tek Saniye

Aslında bu saati bir başyapıt yapan, alınan büyük risktir. Porchet ve Thibert, birbiriyle aynı sıcaklıkta çalışmayan mineleri ve teknikleri tek bir parçada bir araya getirmenin tehlikesini bile bile göze aldılar; hem de sırf 'eserin güzelliği ve yaratıcı bir meydan okumanın hazzı için.' Tıpkı Klimt'in koca bir şehre rağmen fırçasını vurması gibi, onlar da ateşe kafa tuttular.

Bugün Patek Philippe'in bu dünyada yalnızca 1 adet ürettiği bu esere baktığınızda gördüğünüz şey, lüks bir cep saati değildir. Orada, Gustav Klimt'in 1907'deki o tutkulu aşk arayışını, Anita Porchet'nin ateşe kafa tutan mikroskobik sabrını ve Christian Thibert'in altına hayat veren sert parmak uçlarını aynı anda görürsünüz. Yüz yıl arayla yaşamış üç büyük ruh, insanlığın en asil anında, 'sonsuz bir öpücük'te buluşup zamanı durdurmuştur. Ve şimdi o zamansızlık, tıkır tıkır işleyen bir kalple, tam da avucunuzun içinde atmaya devam ediyor.

Category Başyapıtlar
Author Hasan Bekmezci
Published Temmuz 17, 2026
Read Time 4 min read
edit_note

Write to the Editor

Your email will not be published.

mail

The Journal Digest

Join our inner circle for weekly dispatches on the world's most significant watches.