Marka ara

Saati Suyla Yazan Makine: HYT H1

Bir kol saatinin içinde bir sıvı sütunu ilerliyor. İki sıvının birbirine karışmayı reddettiği yerde bir kavis oluşuyor ve o kavis şimdiki zamanı gösteriyor. Firavunların su saatlerinden üç bin dört yüz yıl sonra.

Hasan Bekmezci · · 4 min read
HYT

HYT

translate Şu dillerde de mevcut English → · Français →
HYT
HYT H1. Kadranın çevresini dolanan kılcal boruda renkli sıvının ucu saati gösteriyor. Photo: HYT

İnsanlığın ilk saatleri suyla çalışıyordu. Mısır’da üç bin dört yüz yıl önce kullanılan klepsidralar, bir kaptan ötekine su akıtarak geçen zamanı ölçüyordu. Kelimenin Yunanca kökü "su hırsızı" anlamına gelir; su kaptan sessizce çalınır ve giden suyun miktarı giden zamanın ölçüsü olur.

Bu yöntemin bir güzelliği vardı. Su saatinde zaman bir ibrenin işaret ettiği soyut bir nokta değildi. Gözle görülebilen, seviyesi yükselen ya da alçalan somut bir madde miktarıydı. Zaman bir sayı değil, bir hacimdi.

Sonra sarkaç geldi, ardından balans çarkı geldi ve su yüzyıllarca unutuldu. Sıvı bir saat mekanizmasının içinde artık yalnızca bir kazadır; sızıntı demektir, pas demektir, arıza demektir.

format_quote

"Su saatinde zaman bir sayı değildi. Gözle görülen, elle ölçülen bir hacimdi."

Hasan Bekmezci
HYT
Renkli sıvı geçmişi, saydam sıvı henüz gelmemiş olanı temsil ediyor. Photo: HYT

2012’de Neuchâtel’de kurulu küçük bir ekip suyu saatin içine geri çağırdı. HYT’nin H1 modeli, patentli bir sıvı modülüyle çalışan ilk kol saatiydi ve o yıl Cenevre Büyük Saatçilik Ödülü’nde İnovasyon Ödülü’nü kazandı.

Kadranın çevresini dolanan çok ince bir cam kılcal boru var. Bu borunun içinde iki sıvı bulunuyor. Biri renkli, öteki saydam. Renkli sıvı yakın geçmişi, saydam sıvı henüz gelmemiş olanı temsil ediyor. İkisinin buluştuğu yerde, yani şimdiki anın tam kendisinde, bir kavis oluşuyor.

HYT
Kılcal borunun içi. İki sıvı birbirine karışmıyor ve temas yüzeyleri bir kavis çiziyor. Photo: HYT

O kavis fizikte menisküs adını taşır ve bu saatin asıl gösterge ucu odur. Menisküsün varlığı iki sıvının karışmamasına bağlı. Su ve yağ gibi, birbirinde çözünmeyen iki sıvı yan yana konduğunda aralarında keskin bir yüzey kalır. O yüzeyin şekli, sıvı moleküllerinin birbirine olan çekimi ile cam duvara olan çekimi arasındaki yarışın sonucudur. Cam daha güçlü çekerse kenarlar yukarı tırmanır ve kavis içbükey olur.

Bu kadar dar bir boruda bir başka şey daha olur. Sıvının ağırlığı, yani yerçekiminin etkisi, yüzey gerilimi yanında önemsiz hale gelir. Kılcallık baskın çıkar. Bu yüzden saati ters çevirseniz de, yan yatırsanız da sıvı sütunu yerinde durur ve dökülmez. Sıvıyı tutan şey kabın dibi değil, kendi yüzey gerilimidir.

format_quote

"Bu kadar dar bir boruda sıvıyı tutan şey kabın dibi değildir. Kendi yüzey gerilimidir."

Hasan Bekmezci
HYT
İki körük, birbirine karşı çalışarak sıvı sütununu ileri ve geri taşıyor. Photo: HYT

Sıvıyı ilerleten düzeneği HYT kendi sayfasında şöyle anlatıyor: kılcal boru, duvarlarının kalınlığı insan saçının dörtte biri kadar olan iki körüğe bağlı. Buna rağmen bu körükler geleneksel bir dalgıç saatinden on bin kat daha sızdırmaz. Bir tarafta esneyen körük sıvıyı iter, öteki tarafta gevşeyen körük onu kabul eder.

Körükleri çalıştıran şey mekanik bir hareket. Yani mekanizma zamanı ölçmüyor sadece, aynı zamanda sıvıyı hareket ettiren kuvveti de sağlıyor. Klasik bir saatte çark dizisinin sonunda hafif bir ibre vardır; burada dizinin sonunda basınç altındaki bir sıvı sütunu var. Altı saatte sıvı bütün kadranı dolaşıyor, sonra hızla başa dönüyor ve yeniden başlıyor.

HYT
Kadranın üst yarısı mekanik: dakikalar, küçük saniye ve güç rezervi klasik göstergelerle okunuyor. Photo: HYT

Atölyede bu fikri ilk kez tartışan iki kişi hayal edin: sıvı üzerinde çalışan mühendis ve saatin güvenilirliğinden sorumlu usta.

Usta itiraz eder. Bir saatin içine sıvı koymak bütün mesleğin iki yüz yıldır kaçındığı şeydir. Sıcaklık değişince sıvı genleşir, gösterge kayar. Yazın başka saat, kışın başka saat gösterir.

Mühendis cevabı hazır bekletir. Doğru, genleşir. Ama ne kadar genleşeceği hesaplanabilir bir şeydir ve hesaplanabilen bir şey telafi edilebilir. Modülün içine sıcaklıkla birlikte hacim değiştiren bir denge parçası koyarsanız, sıvının kazandığı hacmi o parça geri alır.

Usta asıl endişesini söyler. Peki on yıl sonra? Metal yorulur ama tahmin edilebilir şekilde yorulur; sıvı ise buharlaşır, renk verir, duvarı yer.

Mühendis bunu kabul eder ve şunu ekler: bu yüzden sıvıyı seçmek mekanizmayı tasarlamaktan daha uzun sürdü. Zor olan sıvıyı hareket ettirmek değildi. Zor olan, yüz yıl boyunca aynı sıvı kalacak bir sıvı bulmaktı.

format_quote

"Bir saatin içinde sıvı kullanmanın zorluğu akışta değil, sabitliktedir. Yüz yıl sonra da aynı kalacak bir sıvı gerekir."

Hasan Bekmezci
HYT
Sıvı modülü kasayı kalınlaştırıyor; bu hacim doğrudan körüklerin ve borunun yer ihtiyacından geliyor. Photo: HYT

Kadranın üst yarısı klasik kalıyor. Dakikalar merkezdeki ibreyle, küçük saniye ve güç rezervi kendi küçük kadranlarıyla okunuyor. Saatler ise aşağıda, sıvının ilerlediği yayda. Yani tek bir kadranda iki ayrı zaman dili yan yana duruyor: biri ibrenin soyut işareti, öteki maddenin somut ilerleyişi.

HYT, Neuchâtel’de kırk üç kişilik bir ekiple çalışıyor ve kendi tarihini doğrudan Firavunların klespidralarına bağlıyor. Bu iddia pazarlama süsü değil; H1 gerçekten de aynı fikrin üç bin dört yüz yıl sonraki hali. Zamanı akan bir madde miktarı olarak göstermek.

HYT
Altı saatte sıvı bütün yayı dolaşıyor, sonra hızla başa dönüyor. Photo: HYT

Bu saatin insana yaptırdığı şey, zamanı bir kez daha görünür kılmak. Bir ibre saati gösterir ama zamanın geçtiğini hissettirmez; ibre her an aynı yerde duruyormuş gibi görünür. Sıvı ise doldurur. Sabah kadranın başında duran renk, akşam bütün yayı kaplamıştır ve o rengin kapladığı alan, harcadığınız günün tam ölçüsüdür.

Menisküsün durduğu nokta ise tuhaf bir şeydir. Ne geçmiştir ne gelecek. Sonsuz ince bir yüzeydir ve kalınlığı yoktur. Şimdiki zamanın kendisi de böyledir: onu tutmaya çalıştığınız anda geçmişe dönüşür. İnsan yalnızca o kavisin üzerinde yaşar ve elindeki tek şey, geride bıraktığı rengin miktarıdır.

Bize verilen ömrün ölçüsünü kendi elimizle koymadık. Yalnızca ne kadarını doldurduğumuzu seyredebiliyoruz. Bu saat, o seyri kolaylaştırdığı için kıymetli.

Kategori Ödüller
Yazar Hasan Bekmezci
Yayın Tarihi Haziran 9, 2026
Okuma Süresi 4 min read
edit_note

Editöre Yaz

E-posta adresiniz yayınlanmayacak.

mail

Dergi Özeti

Dünyanın en önemli saatleri hakkında haftalık haberler için çevremize katılın.