Yüksek saatçilik tarihi, insanlığın doğayı ve zamanı anlama çabasının bir kronolojisidir. Saatçiler yüzyıllardır dişliler, zemberekler ve eşapman mekanizmaları aracılığıyla kozmik zamanı bileğe sığdırmaya çalışmıştır.
Ancak Franck Muller Mexico’nun Meksikalı çağdaş sanatçı Amador Montes ile hayata geçirdiği projenin son meyvesi olan Vanguard Slim Amador Montes, mekanik bir objeyi çok daha derin bir düzleme, biyolojik ve felsefi bir mikrokozmosa dönüştürüyor.
Bu özel saat, sadece göz alıcı pembe altın kasanın, kadranı saran canlı tonların ve “Sin Ti Nunca” (Sensiz Asla) felsefesinin ötesinde; kadranındaki entomolojik (böcekbilimsel) detaylarla bize doğanın en küçük unsurlarındaki muazzam mühendisliği hatırlatır. Vanguard Slim Amador Montes, geleneksel lüks tanımını tersine çevirerek haute horlogerie’yi bir sanat tuvaline ve antropolojik bir günlüğe dönüştürür. Kolumuzda taşıdığımız bu mekanizma, sadece saniyeleri saymıyor; bize milyarlarca yıllık evrimsel tarihin, ekolojik dengenin ve yaratılıştaki kusursuz nizamın küçük birer parçası olduğumuzu fısıldar.
format_quote"Kolumuzda taşıdığımız bu mekanizma, sadece saniyeleri saymıyor; bize ekolojik dengenin küçük birer parçası olduğumuzu fısıldar."
Hasan Bekmezci
Amador Montes’in bu eşsiz kadrana taşıdığı canlılar ve sembolik objeler asla rastgele seçilmemiştir; aksine ekosistemin ve insan hafızasının derin bir haritasını çıkarır.
Kadranın tam ortasında yer alan ve kanatları zamanı gösteren ibrelere dönüşen büyük uçucu eklembacaklı, ekosistemin merkez üssünü anlatır. Üreticinin kendi anlatımında bu canlının adı konmuştur: tipula, yani uzun bacaklı sinek. Bu canlılar; bitkilerin polinizasyonunu (tozlaşmasını) sağlayarak tarımsal üretim zincirini ayakta tutar, toprağın altını havalandırarak organik maddelerin geri dönüşümünü hızlandırır ve kurbağalardan kuşlara kadar pek çok canlının temel besin kaynağı olarak besin piramidinin en sağlam basamağını oluştururlar. Onlar olmadan yeryüzündeki yaşam döngüsü durur. Tipulanın kendi payına düşen iş toprağın altındadır: larvası ölü bitki artığını parçalayıp toprağı gevşetir, kanatlanan erişkin ise yalnızca birkaç gün yaşar, çoğu hiç beslenmez, ve kuşların, yarasaların, balıkların sofrasına yazılır.
Kadrana serpilen akrep ve minimalist kuş figürleri, doğadaki av-avcı dengesinin ve besin zincirinin kusursuz zincirleme reaksiyonunu anımsatır. Her bir canlı, bu mikrokozmosun saati sarkacını hareket ettiren dişliler gibidir.
Kadranın etrafına yerleştirilen dikiş makinesi ve bitki motifleri gibi nesneler, insan emeği ile doğanın üretkenliği arasında büyüleyici bir paralellik kurar. Dikiş makinesi nasıl ipliği kumaşa sabitleyip bir yapı inşa ediyorsa, doğadaki bu küçük eklembacaklılar da ekolojik kumaşı dikip evrenin dokusunu ayakta tutar. Çiçek, tüy, böcek, küçük bir dörtayaklı ve magenta sıçramalar aynı deve tüyü zemine mikro kumlama ile dağıtılmıştır; altıda “Sin Ti Nunca”, on ikide Franck Muller yazar.
format_quote"Dikiş makinesi nasıl ipliği kumaşa sabitleyip bir yapı inşa ediyorsa, doğadaki bu küçük eklembacaklılar da ekolojik kumaşı dikip evrenin dokusunu ayakta tutar."
Hasan Bekmezci
Doğunun Kadim Üstadı, eserlerinde bu kadar kusursuz sanat eserleri olarak yaratılan, üzerlerine devasa estetik ve biyolojik projeler yüklenen ancak ayaklar altında kolayca ezilen, ömürleri son derece kısa olan sinekler, böcekler ve küçük canlılar karşısındaki hayretini ve sonrasındaki idrakini şöyle anlatır: Başlangıçta bu kadar zînetli ve sanatkârane yaratılan mikro varlıkların bu kadar kolay zayi olmasını ve çabuk ölüp gitmesini aklı sır ermez bir israf gibi görür; ancak hakikati anladığında bunun büyük bir hikmete dayandığını kavrar.
Bu küçük canlıların hayatları kısa, üremeleri devasa boyutlardadır çünkü onlar kalıcı bireyler değil, sürekli yenilenen ilâhî birer sanat sergisinin geçici harikalarıdır. Kâinat sarayında Yaratıcı, her an yepyeni eserler sergilemek üzere bu sahnede onları vazifelendirir. Çabuk ölmeleri bir değersizlik değil, aksine hayat kitabının sayfalarının hızla çevrilerek ne kadar büyük bir sanatkârın elinden çıktığını sürekli taze bir dille ilan etmesidir.
Bir sanatçı, en ince detayına kadar işlediği bir eseri bitirdiğinde ruhunda derin bir memnuniyet ve estetik bir haz duyar. Kâinatın Yaratıcı’sı da her bir sineğin kanadındaki o kusursuz optik deseni, böceklerin üzerindeki altın yaldızlı zırhları yaratırken kendi mukaddes ve sonsuz cemalini, katışıksız sanat sevgisini ve ilâhî hazlarını bu mikro aynalarda seyreder. Biz o ilâhî hazza tam manasıyla akıl erdiremeyiz; ancak eserin kusursuzluğundan o mukaddes memnuniyetin ihtişamını hissederiz.
format_quote"Çabuk ölmeleri bir değersizlik değil, hayat kitabının sayfalarının hızla çevrilerek ne kadar büyük bir sanatkârın elinden çıktığını ilan etmesidir."
Hasan Bekmezci
Amador Montes’in sanatı, köklerini Meksika’nın kadim halk kültüründen, toprak kokan folklorik hafızasından ve kolektif bilincinden alır. Sanatçının retrospektif kitabına da adını veren “Sin Ti Nunca” (Sensiz Asla) ibaresi, insanın doğadan, köklerinden ve o küçük canlıların sunduğu dengeden kopuk yaşayamayacağının poetik, sarsıcı bir ifadesidir. Oaxaca’da çalışan Montes’in arkasında yirmi beş yılı aşkın bir üretim ve Amerika kıtası, Avrupa ve Asya’da yüz otuzdan fazla sergi vardır.
Modern insan, doğayı hayatının dışına itip beton kafesler inşa ettikçe zamanı da mekanikleştirerek ruhsuzlaştırdı. Ancak Amador Montes ve Franck Muller ortaklığı, saate adeta “yaşayan” bir karakter kazandırarak bu ruhsuz kopuşa meydan okuyor. Kadranı süsleyen bitki motifleri, dikiş makineleri ve detaylı böcek illüstrasyonları, Meksika’nın sıcak toprak hafızasını Cenevre saatçiliğinin üst düzey zanaatkârlığıyla kusursuz bir köprüde buluşturuyor.
Kasa, Vanguard’ın o belirgin fıçı siluetinden, tek bir 18 ayar pembe altın ya da çelik bloktan oyulmuştur; dört versiyon vardır, 41 milimetre çelik otuz adet, 41 milimetre pembe altın on adet, 35 milimetre çelik on adet ve 35 milimetre pembe altın on adet. Kalbinde Franck Muller’in kendi otomatik kalibresi döner; enerjisini bileğin kendi hareketinden alır.
Franck Muller x Amador Montes Vanguard Slim “Sin Ti Nunca”, bilekte taşınan sıradan bir lüks objeden öte; biyolojinin evrimsel derinliğini, ekolojik zincirin hayati dengesini, Doğunun Kadim Üstadı’nın penceresinden baktığımız o küçük ömürlü canlılardaki ilâhî sanat hikmetini ve yaratılıştaki kusursuz nizamı horolojiyle buluşturan yaşayan bir manifestodur.
Sin Ti Nunca. Doğasız, köklerimiz olmadan ve o küçük harikulade canlıların sunduğu denge olmaksızın, asla.
Saat, üreticisinin kendi anlatımıyla: Franck Muller, Vanguard Slim Amador Montes