Bir istiridyenin içine bakın. O pürüzsüz, gökkuşağı gibi parlayan iç yüzeye sedef denir. İşte Awake Sơn Mài Fragments Pink’in kadranı, bu sedefin yüzlerce minik parçasından örülmüş bir mozaik. Siyah bir lakün üzerine serpiştirilmiş her bir kırık, bileğinizi oynattıkça ayrı bir renk fırlatıyor: mor, magenta, mavi, pembe. Kadran sabit durmuyor; bir gökkuşağı gibi kıpırdıyor.
Bu kadranın ardında bin yıllık bir Japon sanatı, bir fizik mucizesi ve iki kıtanın el emeği var. Gelin, Raden denen bu sanatı, sedefin neden parladığını ve Awake’in bütün bunları nasıl ulaşılabilir bir saate sığdırdığını birlikte inceleyelim. Ayrıca bu saatin ışığını, mekanizmasını ve kayışını da tek tek ele alacağız.
Raden: Bin Yıllık Sedef Sanatı
Raden, sedefin ışıltılı parçalarını lak ya da ahşabın içine kakma sanatıdır. Kökeni Çin’e, Tang Hanedanı’na (yedinci ve dokuzuncu yüzyıllar) dayanır; oradan sekizinci yüzyılda, Nara döneminde Japonya’ya geçti. Bu sanatın en eski örneklerinden bazıları hâlâ Nara’daki Shōsōin hazine deposunda korunuyor. Heian ve Edo dönemlerinde ise zirveye ulaştı; lake kutularını, yazı takımlarını, biwa denen sazları ve tapınak süslemelerini bezedi.
İsmin kendisi bile anlamlı: Raden’i oluşturan işaretlerden biri sarmal deniz kabuğu, diğeri kakma süsleme demek. Usta, deniz kabuğunun (istiridye, deniz kulağı) sedef katmanını kâğıt inceliğinde dilimler, istediği şekilde keser ve lakün içine yerleştirir. İnce dilimleme yöntemi, sedefin bütün ışıltısını açığa çıkarır.
Awake ise bu kadim sanatı çağdaş bir yorumla ele alıyor: tek bir motif yerine, yüzlerce sedef kırığından bir mozaik. Adı da buradan geliyor: Fragments, yani parçalar. Her parça ayrı bir açıyla yerleştirildiği için kadran, bakış açınıza göre sürekli değişen, canlı bir yüzeye dönüşüyor.
Sedef Neden Parlar? Işığın İçindeki Gökkuşağı
Şimdi işin fiziğine gelelim, çünkü sedefin sırrı bir boyada değil, bizzat ışığın kendisinde saklı. Sedef, aslında kalsiyum karbonatın (aragonit) mikroskobik, saydam plakalarından oluşur; bu plakalar, tıpkı bir duvarın tuğlaları gibi üst üste kat kat dizilir ve aralarında ince organik bir harç bulunur.
İşin sihri şu: her bir plakanın kalınlığı, görünür ışığın dalga boyuna çok yakındır. Işık bu saydam katmanlara çarpınca bir kısmı üstten, bir kısmı alttan yansır ve bu yansımalar birbiriyle girişim yapar. Bazı renkler güçlenir, bazıları söner. Sonuç, açıya göre değişen o büyülü parıltıdır. Buna yapısal renk denir; sabun köpüğünün, bir kelebeğin kanadının ya da bir petrol tabakasının üzerindeki gökkuşağıyla tam olarak aynı olaydır. Yani sedefin rengi bir boya değil, kendi mimarisiyle bölünmüş ışığın ta kendisidir.
Şimdi düşünün: bu etkiye sahip yüzlerce minik parça, her biri farklı bir açıyla bir kadrana yerleştirilmiş. Bileğinizi her çevirdiğinizde onlarca kırık, onlarca farklı renk fırlatıyor. Kadran, sabit bir resim değil; ışıkla oynayan, yaşayan bir mozaik.
format_quote"Sedefin rengi bir boya değildir; mikroskobik katmanlarında bölünüp yeniden birleşen ışığın ta kendisidir. Aynı sabun köpüğündeki, aynı kelebek kanadındaki gökkuşağı."
İki Kıtanın Buluştuğu Kadran
Awake’in imzası, iki ayrı kültürün zanaatını tek bir kadranda buluşturmak. Japon Raden geleneğinden gelen sedef mozaiği, Vietnam’ın yüzlerce yıllık Sơn Mài lake sanatıyla birleşiyor. Vietnamlı ustalar, lake ağacının reçinesinden elde edilen doğal laküyü, sedef parçalarının üzerine kat kat, düzinelerce katman hâlinde sürüyor.
Bu katmanların arasına doğal pigmentler ekleniyor ve Pink versiyonunda ortaya, gün batımını andıran bir mor ve pembe derinliği çıkıyor. Lakün her katmanı tek tek uygulanıp kurutulduğu için, sedefin ışıltısı bu saydam katmanların altından, âdeta bir su yüzeyinin altından yükseliyormuş gibi görünüyor. Tek bir kadran, yaklaşık on beş saatlik el emeği istiyor.
Ve tıpkı sedef gibi, hiçbir kadran bir diğerinin aynısı değil. Kabuğun deseni, kırıkların dağılımı, ışığın açısı; hepsi her parçada farklı. Elinizdeki, dünyada tek. Kasa ise geri dönüştürülmüş 316L çelikten; 39 milimetre, safir camlı.
Karanlıkta Bir Işık: Super-LumiNova ve Coiffe İmzası
Sedef gündüz parlıyorsa, saatin gece de kendine ait bir ışığı olmalı. Awake bunun için ibrelerde ve rakamlarda Super-LumiNova BGW9 kullanıyor. Bu, ışığı emip karanlıkta yavaş yavaş geri veren bir fosfor; gündüz beyazımsı görünür, karanlıkta ise maviye çalan bir ışıkla parlar.
Fiziği şuna benzer: bu fosforun kristalleri nadir toprak elementleriyle zenginleştirilmiştir ve ışığı emdiğinde elektronları yüksek enerjili, geçici bir hapse düşer. Sonra bu elektronlar yavaş yavaş geri dönerken enerjiyi ışık olarak salar. Işığı içine çeken ve karanlıkta ağır ağır sıkan bir sünger gibi düşünün.
Awake’in asıl imzası ise coiffe dediği tasarım. Fransızca başlık ya da taç anlamına gelen bu detay, ibrelerin ve saat işaretlerinin cilalı, fırçalanmış ve ince ince oyulmuş dokularını bir araya getiriyor. Sonuç, ışık ve gölgenin bir oyunu; sanatta chiaroscuro denilen, güçlü aydınlık-karanlık zıtlığının bir yorumu. Gündüz bu faceli çelik yüzeyler ışığı yakalar, gece ise içlerindeki Super-LumiNova parlar. Yani saat, gün boyu sedefin gökkuşağıyla, gece ise mavi bir ışıltıyla konuşur.
Kalbi: La Joux-Perret G101 ve Tungsten Rotor
Bütün bu sanatın altında güvenilir bir İsviçre mekanizması atıyor: La Joux-Perret G101. Otomatik kurmalı, saatte 28.800 titreşimli (4 Hz), 24 taşlı bu kalibrenin en büyük kozu 68 saatlik güç rezervi. Yani saati cuma akşamı çıkarıp masaya bıraksanız, pazartesi sabahı hâlâ çalışır bulursunuz.
Awake bu mekanizmaya özel bir dokunuş eklemiş: tungstenden yapılmış özel bir rotor. Neden tungsten? Çünkü çok yoğun, yani ağır bir metaldir; küçük bir rotor bile, kolunuzun her hareketinde daha fazla enerji toplayıp yayı daha verimli kurar. Bu rotor, iç bükey ve dış bükey yüzeylerin fırçalanmış, mikro boncuklanmış ve cilalanmış bitişlerle dönüşümlü olarak işlendiği bir tasarıma sahip.
Safir arka kapaktan bütün bunları izleyebilirsiniz; kapağın çevresindeki halka ise lazerle kazınmış ve mikro boncuklu bir dokuyla bitirilmiş. Yani kadranın önündeki sanat, mekanizmanın arkasında da sürüyor.
Kayıştan Fiyata: Ulaşılabilir Bir Sanat
Ayrıntılara verilen özen kayışta da sürüyor. Kayış, 1954’ten beri Paris’te üreten köklü Fransız atölyesi Jean Rousseau imzalı. Mat siyah dana derisi, kadranla uyumlu mor renkte Alcantara ile astarlanmış, aynı tonda dikişlerle işlenmiş. Hızlı değiştirilebilen presto yaylı çubuklar ve geri dönüştürülmüş çelikten, içi oyulmuş bir toka ile tamamlanmış.
Şimdi hepsini bir araya koyalım: bin yıllık Japon Raden sanatı, yüzyıllık Vietnam laküsü, İsviçre yapımı bir kalibre ve bir Fransız usta atölyesinin kayışı. Bunların her biri tek başına bir lüks nesnenin parçası. Normalde böyle bir birleşimin bir servet etmesi beklenir.
Awake ise bunu 2.700 euroya ve dünyada yalnızca 100 adet olarak sundu. Ucuz değil; ama içindeki gerçek el emeği ve nadir zanaatlar düşünüldüğünde, ulaşılabilir bir başyapıt. Markanın felsefesi de bu: Artisanship, Awakened, yani uyanmış zanaatkârlık. Bu kadran, dünyanın dört bir yanından gelen ustaların bir araya geldiği minik bir mozaik; tıpkı üzerindeki sedef parçaları gibi, farklı kültürlerden gelip tek bir güzellikte buluşan.
format_quote"Gerçek lüks, bir logonun parıltısı değil, bir insan elinin ışıltısıdır. Awake bu kadranda dünyanın dört bir yanından zanaatları, tıpkı sedef parçaları gibi, tek bir güzellikte birleştirdi."