Çoğu saat kadranı basılı bir yüzeydir; ölü, düz, hareketsiz. Ama bazı kadranlar oyulur. Metalin üzerine, elle, yüzlerce minik oluk açılır ve bu oluklar ışığı yakalar. Bileğinizi her oynattığınızda kadran parıldar, dalgalanır, âdeta nefes alır. Buna guilloché denir. Ve Awake Guilloché Main Sunset, bu iki yüzyıllık sanatı, gün batımının renklerine boyanmış bir kadranda yeniden hayata getiriyor.
Bu yazıda guilloché sanatını ilk kullanıldığı günden bugüne anlatacağım; insanların bu kadranlara neden âşık olduğunu; ve belki de en güzel kısmını: bu kalitede bir el işçiliğinin, arkasındaki koca hikâyeyle birlikte, nasıl ulaşılabilir bir fiyata sunulabildiğini.
Guilloché Nedir? İki Asırlık Bir Işık Sanatı
Guilloché (okunuşu giyoşe), metalin üzerine, elle çevrilen özel bir torna yardımıyla son derece hassas, tekrar eden geometrik desenler oymaktır. İşin sırrı şu: kesici uç sabit durur; asıl hareket eden, arkadaki rozet denen desenli kamların döndürdüğü iş parçasıdır. Usta tornayı eliyle çevirir ve metal, kamların çizdiği yol boyunca kesiciye sürtünerek deseni açığa çıkarır. Yani desen basılmaz; tek tek, oluk oluk kazınır.
Sanatın kökeni on altıncı yüzyıla, ahşap ve fildişini süsleyen süsleme tornacılığı geleneğine dayanır. İsmin, bir Fransız mühendis olan Guillot’tan geldiği söylenir. On yedinci ve on sekizinci yüzyıllarda altın enfiye kutularını ve mücevherleri süsledi. Ama guilloché’yi saat kadranına ilk taşıyan kişi, saatçiliğin dâhisi Abraham-Louis Breguet oldu; 1780’lerin sonunda. Üstelik sadece güzellik için değil: desenler kadranı bölgelere ayırıyor, parlamayı kırıyor ve küçük göstergeleri birbirinden ayırt edilebilir kılıyordu. İşlev ve güzellik, tek bir dokuda.
İki tür makine kullanılır. Rose engine denilen tezgah, dalgalı rozetleriyle kıvrımlı, çiçeksi desenler çizer. Düz çizgi (straight-line) tezgahı ise düz, paralel hatlar. Awake’in ustaları, İtalya’daki Renzetti ailesinin atölyesinde, tam da bu on dokuzuncu yüzyıldan kalma düz çizgi tezgahlarını tümüyle elleriyle yönlendirerek kullanıyor.
Desenler ve Ölmekte Olan Bir Zanaat
Guilloché’nin kendine has bir dili, bir alfabesi vardır. Clous de Paris denilen minik piramitlerden oluşan çivi başı deseni; grain d’orge yani arpa tanesi; merkezden ışınlar hâlinde yayılan soleil, yani güneş; dalgaları andıran vagues; ve sepet örgüsü panier. Awake’in kadranındaki desen ise 1930’lardan ilham alan, dalga dalga yayılan bir moiré drapé; ışıkta su gibi kıpırdayan bir doku.
Ama bu sanatın en acı gerçeği şu: neredeyse ölmek üzere. Elle guilloché yapabilen usta sayısı dünyada bir elin parmaklarını zor geçiyor. Bir tornanın başında yıllarca çıraklık gerektiren, sabır ve el hassasiyeti isteyen bu zanaat, makineyle guilloché görünümü basmanın kolaylığı karşısında yavaş yavaş kayboldu. Renzetti ailesi gibi birkaç atölye, bu iki asırlık bilgiyi bugüne taşıyan son kalelerden.
İnsanlar Guilloché’yi Neden Bu Kadar Sever?
Cevap tek kelimede saklı: ışık. Basılı bir kadran ışığı düz yansıtır; hep aynı, hep durgun. Oysa guilloché’de yüzlerce oluk, her biri farklı bir açıyla ışığı yakalar ve geri fırlatır. Bileğinizi çevirdikçe kadran parıldar, koyulaşır, dalgalanır. Durgun bir gölet ile güneşi yakalayıp kıpırdayan bir su yüzeyi arasındaki fark gibi. Biri ölüdür, öteki canlı.
İkincisi, derinlik. Guilloché basılı bir resim değil, gerçek bir kabartmadır; ışığı ve gölgeyi tutar, ona üç boyutlu bir doku kazandırır. Üçüncüsü ve en önemlisi: insan eli. Elle yapılmış her guilloché kadran biraz farklıdır, ustanın nefesini taşır; makineyle basılmış tekdüze bir taklit ise ruhsuzdur. Bu kadranı yaparken bir insanın, iki asırlık bir tezgahın başında saatlerce eğildiğini bilmek ona bambaşka bir değer katar. Bir de köklü bir miras var: guilloché bir kadran taktığınızda, doğrudan Breguet’ye ve saatçiliğin en saygın iki yüzyılına bağlanırsınız.
format_quote"Basılı bir kadran ışığı düz yansıtır; guilloché ise onu yakalar, büker ve geri fırlatır. Biri ölü bir yüzeydir, öteki canlı."
Awake Sunset: İki Kıtanın Zanaatı Tek Kadranda
Awake Guilloché Main’in asıl büyüsü, iki ayrı kıtanın iki ayrı kadim sanatını tek bir kadranda buluşturması. Önce İtalya: Renzetti ailesi, kadranın metaline elle guilloché’yi işliyor. Sonra Vietnam: Hanoi’li lake ustaları, yüzyıllık Sơn Mài geleneğiyle doğal pigmentli laküyü kat kat sürüyor. Saat tarihinde ilk kez bu iki zanaat bir araya geliyor.
İşin dâhiyane yanı şu: Sơn Mài laküsü yarı saydamdır. Işık, renkli lak katmanlarının içinden geçer, alttaki guilloché oluklarına çarpar ve oradan geri döner. Böylece renk yüzeyde durmaz; kadranın derinliğinden içten içe yükselir. Sunset’te bu, gün batımını andıran bir mor, magenta ve pembe geçişine dönüşüyor. Tek bir kadran yaklaşık on beş saatlik el emeği istiyor ve her biri, oluklarındaki minik farklarla, dünyada tek.
Bütün bunların altında ciddi bir mekanik var: İsviçre yapımı La Joux-Perret G101 otomatik kalibre, saatte 28.800 titreşim ve 68 saatlik güç rezervi, özel tungsten rotoruyla. Kasa 38 milimetre, 316L çelik, 100 metre suya dayanıklı, kubbeli safir camlı. Kayış ise Fransız Jean Rousseau imzalı. Yani zarafet sadece kadranda değil, her ayrıntıda.
Üç Renk: Gün Batımı, Şafak ve Kuzey Işıkları
Guilloché Main üç renkte sunuluyor ve her biri gökyüzünden bir ana adanmış. Sunset, elimizdeki bu saat, gün batımının o mor, magenta ve pembe alacakaranlığını taşıyor. Alba (Latince şafak), günün ilk ışıklarının turuncu ve kızıl ateşini. Borealis ise adını kuzey ışıklarından, yani aurora borealis’ten alıyor; o efsanevi yeşil parıltıyı.
Üçü de aynı iki zanaatın ürünü, ama üçü de bambaşka bir ruh hâli. Biri günün bitişi, biri başlangıcı, biri de gökyüzünün en büyülü gösterisi. Ve her renk, dünyada yalnızca 200 adetle sınırlı.
Ulaşılabilir Bir Başyapıt: Lüksün Yeniden Tanımı
Şimdi işin en çarpıcı kısmına gelelim. Elle guilloché, saatçiliğin en nadir sanatlarından biridir; geleneksel olarak yalnızca Breguet, Vacheron ya da Voutilainen gibi devlerin, yirmi binlerce hatta yüz binlerce euroluk saatlerinin kadranlarında görürsünüz. Buna bir de ikinci nadir bir zanaatı, Vietnam laküsünü ve İsviçre yapımı bir kalibreyi ekleyin. Her kurala göre bu saatin bir servet etmesi gerekirdi.
Awake ise bunu 3.180 euroya sunuyor. Bu ucuz bir fiyat değil elbette; ama gerçek elle guilloché, elle lake, İsviçre mekanizması ve Fransız kayış taşıyan, 200 adetle sınırlı bir saat için, bu zanaatın normalde istediği bedelin küçük bir kısmı. İşte mesele tam da bu: lüksü büyük bir logo ya da şok edici bir fiyat değil, gerçek insan emeği ve nadir beceriler tanımlıyor; ve bu kez o emek ulaşılabilir.
Awake’in vaadi de bu zaten: Artisanship, Awakened, yani uyanmış zanaatkârlık. Marka kendini dünyanın dört bir yanındaki ustaların buluştuğu bir zemin olarak görüyor. Bu kadranda İtalya ile Vietnam, bir torna ile bir fırça, iki asırlık bir gelenek ile bugün, 38 milimetrede buluşuyor.
format_quote"Gerçek lüks, büyük bir logo değil, bir insan elinin zamanıdır. Awake, iki kıtanın ustalığını bir servet ödemeden bileğinize takmanın yolunu buldu."