Bir Patlamanın Çocukları
Bu saati elinize aldığınızda, aslında evrenin en şiddetli olaylarından arta kalan bir avuç külü tutuyorsunuz. Kulağa abartı gibi gelebilir; ama tantal, platin ve altın gibi ağır elementler Dünya'da öylece bulunmazlar. Onlar milyarlarca yıl önce, yıldızların ölümünde, süpernova ve kilonova adı verilen kozmik patlamaların ateşinde dövüldüler. Louis Vuitton ile Kari Voutilainen, bu yıldız tozunu alıp 40,5 milimetrelik bir başyapıta dönüştürdü.
Yıldızların Ölümünden Doğan Maddeler
Evrende demire kadar olan elementler, yıldızların çekirdeğinde sakin sakin pişer. Ama altın (79. element) ve platin (78. element) gibi ağır metaller için bu yetmez; onları yaratmak çok daha yıkıcı bir olay gerekir. Bu metaller, hızlı nötron yakalama denen bir süreçte, iki nötron yıldızının çarpışıp birleştiği kilonova patlamalarında doğar. 2017 yılında insanlık ilk kez böyle bir çarpışmayı hem yer çekimi dalgalarıyla hem de ışığıyla gözlemledi ve o patlamada tam anlamıyla altın ve platin sentezlendiğini gördü. Tantal ise (73. element) ölmekte olan yıldızların yavaş fırınlarında biçimlenen, evrenin en nadir maddelerinden biridir.
Peki neden tam da bu metaller? Çünkü her biri bir amaca hizmet eder. Tantal, olağanüstü sert, yoğun ve neredeyse aşınmaz bir metaldir; o koyu, gri-mavi rengiyle Voutilainen'in imzası hâline gelmiştir. Platin, kararmayan, ağır ve asil doğasıyla metallerin kralı sayılır; bezel, arka kapak, kulaklar ve taç ondan yapılmıştır. Altın ise gravür kaleminin altında incelebilecek kadar yumuşak, sıcak parıltısıyla kadranın malzemesidir. Yani bileğinizde taşıdığınız şey, elle evcilleştirilmiş bir kozmik felaket parçasıdır.
İki Evin Buluşması: LVOUTILAINEN
Bu saat, iki köklü ismin ortak eseridir. Bir yanda, zaman atölyesi La Fabrique du Temps ile haute horlogerie dünyasına giren Louis Vuitton; diğer yanda, yaşayan en büyük saat ustalarından biri sayılan, kendi kadran manüfaktürü Comblémine'in de sahibi Finlandiyalı Kari Voutilainen. Bu, Louis Vuitton'un bağımsız bir usta ile yaptığı ikinci büyük iş birliği; ilki AKRIVIA ile gerçekleştirdiği LVRR-01 idi.
İş birliğinin ruhu, kadranın 12 hizasındaki tek bir sözcükte gizli: LVOUTILAINEN. Louis Vuitton ile Voutilainen isimlerinin tek imzada eritildiği bu detay, iki mirasın birleşmesinin sessiz bir beyanıdır. Kasa büyük ölçüde Louis Vuitton'un DNA'sını, kadran ise bütünüyle Voutilainen'in ruhunu taşır.
Yüzyıldan Kalma Tezgâhlar: Guillochage
Bu saatin kalbinin attığı yer, altın kadranın merkezidir. Ve o merkez, Brodbeck guillochage atölyesinde, kökeni 18. yüzyıla dayanan makineler üzerinde, ustaların elleriyle ve tutkusuyla işlenmiştir. Guillochage, elektronik hiçbir yardım almadan çalışan bir sanattır: usta, yüzyıllık bir torna benzeri makinenin kolunu bir eliyle çevirirken, diğer eliyle altın plakayı kesici uca doğru yönlendirir ve deseni tek bir kesintisiz çizgi hâlinde metale kazır.
Buradaki zorluk kelimelerle anlatılamaz. Hata payı sıfırdır; ustanın elindeki tek bir titreme, tek bir kaçış, saatlerce emek verilmiş altın plakayı bir anda hurdaya çevirir. Dahası bu, sıradan bir desen değildir: Louis Vuitton'un ünlü Damier (dama) motifi ile Voutilainen'in imzası olan dalga (vague) deseni, aynı yüzeyde birbirine dokunacak şekilde birleştirilir. İki evin görsel kimliği, mikron mertebesinde bir hassasiyetle tek bir kadranda buluşur. Işık kadrana vurduğunda, bu binlerce el kesimi çizgi, rüzgârda dalgalanan bir tahıl tarlası gibi parıldar.
Kadranın Diğer Sanatları
Guillochage tek başına değildir. Kadranı çevreleyen renkli saat halkası, Louis Vuitton'un métiers d'art atölyesi La Fabrique des Arts'ta, sanatçı Maryna Bossy tarafından tek tek elle boyanmış çok renkli bir Damier deseni taşır. Altı hizasındaki küçük disk ise Voutilainen atölyelerinin mineciliğiyle hayat bulur: bir yanda altın alevleriyle bir güneş, diğer yanda yıldızlarla bezeli bir gece göğü; gündüz ile gecenin sessiz dönüşümü. Aplike Romen rakamları ve çelikten mavileştirilmiş ibreler, bu sahneyi tamamlar.
Escale'in Mirası: Kasa
Kasa, Louis Vuitton'un Escale koleksiyonundan doğar ve markanın en köklü zanaatına, yani 1854'ten beri süren bavul üretimine bir selam gönderir: kulaklar, tıpkı bir Louis Vuitton bavulunun köşe demirleri gibi biçimlendirilmiştir. 40,5 mm çapındaki ve 12,54 mm kalınlığındaki kasada, koyu tantal orta gövdeyi platin bezel, kulaklar, taç ve arka kapak çevreler; tacın üzerinde Louis Vuitton'un LV monogramı işlidir. 30 metre suya dayanıklı saat, biri gri kumaş biri antrasit timsah olmak üzere, aletsiz değiştirilebilen iki kayışla sunulur.
GMR 6: Kalbin Mimarisi
Bütün bu sanatın altında, Kari Voutilainen'in elle kurmalı GMR 6 kalibresi atar; 65 saatlik bir güç rezervi sunar. Kalbinde, ustanın imzası olan doğrudan darbeli (direct impulse) eşapman bulunur: enerjiyi denge çarkına dolaylı yollardan değil doğrudan aktararak hem verimi hem de hassasiyeti yükselten, Voutilainen'e özgü bir çözüm. Kadranda saat ve dakika eksen dışına alınmış, güç rezervi bir yay boyunca UP ve DOWN olarak gösterilmiş, altıda ise ikinci zaman dilimi gece-gündüz göstergesiyle birleştirilmiştir.
İşçilik tümüyle eldedir: Cenevre çizgileri, perlaj ve keskin iç açılar (anglaj) her köprüde görünür. En çarpıcı detay ise yay kutusu köprüsünü süsleyen, kadrandaki renk cümbüşünü yankılayan minyatür bir el resmidir. Mekanizmanın üzerine 'Louis Vuitton with Kari' yazısı ve PT950 damgası kazınmıştır.
Bir Bavulun İçindeki Evren
Yalnızca 5 adet üretilen bu saatin fiyatı, vergiler dâhil 550.000 Euro civarındadır. Ama daha da özel olanı, sunulduğu kutudur: Louis Vuitton'un monogramlı, kadranın deseniyle uyumlu biçimde elle boyanmış özel bir bavulu. Böylece saat, markanın en eski zanaatı olan bavulun içinde, ona ait bir evrenin ortasında dinlenir.
Sonuçta karşımızda duran, yalnızca zamanı gösteren bir alet değil; yıldızların ölümünden arta kalan maddenin, iki yüz yıllık tezgâhlarda elle kazınmış bir kadranın ve iki büyük evin ortak imzasının hikâyesidir. Biz sadece saat incelemeyiz; maddenin ta kendisinin hikâyesini de anlatırız. Ve bu saat, o hikâyeyi bileğinizde taşımanızı sağlar.