Laboratuvarın akustik izolasyon haznesinde, dondurucu bir sıvı tüpünün başında iki araştırmacı duruyor: kuantum optiği ve akışkanlar dinamiği üzerine çalışan Dr. Harun Soylu ile akustik spektroskopi araştırmacısı Dr. Nevin Derin.
Tüpteki sıvıya yüksek frekanslı ses dalgaları uygulandığında, sesin yarattığı mikroskobik gaz kabarcığı kontrolden çıkıp aniden kendi içine çöker. O nanosaniyelik çökme anında kabarcığın içindeki sıcaklık, ölçümlerin işaret ettiği kadarıyla on binlerce dereceye tırmanır; yani Güneş’in yaklaşık beş bin beş yüz derecelik yüzeyini açık ara geride bırakır. Ve dondurucu suyun ortasında, ses dalgasından doğan, nanosaniyelik göz kamaştırıcı bir ışık çakar.
Klasik fizik için ses sadece hava veya sıvıdaki mekanik bir moleküler titreşimdir Harun, diyor Dr. Nevin, ekrandaki şok dalgası analizlerini göstererek. Mekanik bir ses titreşiminin tek başına yıldız sıcaklığı yaratıp dondurucu suyun kalbinden ışık fışkırtması, nedensellik kalıplarını kökünden sarsar.
Çünkü Mimar, kinetik titreşimi foton ateşine dönüştüren gizli rezonans kapıları koymuştur Nevin, diye yanıtlıyor Dr. Harun Soylu. Ses ışığa, mekanik titreşim yıldız sıcaklığına dönüşür. Sebepler zinciri kırılır; mekanik hareket optik bir parıltının anası olur. Doğada hiçbir enerji formu tek bir kalıba mahkûm değildir.
format_quote"Dondurucu suyun ortasında, ses dalgasından doğan, nanosaniyelik göz kamaştırıcı bir ışık çakar."
Hasan Bekmezci
Mekanik sesi devasa bir ısıya ve foton patlamasına çeviren bu olayı birkaç basit benzetmeyle kavrayabiliriz.
Birincisi görünmeyen bir çekiçle yıldız çakmaktır. Havadaki bir el çırpma sesinin bir anda parlayıp yıldız ışığına dönüştüğünü düşünün. Ses dalgası kabarcığı sıkıştırdıkça moleküllerin kinetik enerjisi tek bir noktada toplanır ve basınç, ışık fışkırtan bir plazmaya dönüşür.
İkincisi denizin kendi silahıdır. Tabanca karidesi, bilimsel adıyla Alpheus heterochaelis, kıskacını öyle büyük bir hızla kapatır ki oluşan su jeti arkasında bir kavitasyon kabarcığı bırakır. Kabarcık çöktüğünde ortaya çıkan şok dalgası avı sersemletir; aynı çöküşün yan ürünü olarak, çıplak gözle görülemeyecek kadar sönük ama ölçülebilir bir ışık da çakar. Araştırmacılar bu kısacık parıltının arkasındaki sıcaklığı dört bin derecenin üzerinde tahmin ediyor. Mekanik bir hareket, bir anlığına ışığın kaynağı hâline gelir.
Üçüncüsü ezberin kendisidir. Işık üretmek için bir elektrik devresine ya da ateşe muhtaç olduğumuz varsayımı yıkılır; doğru frekansta bir sesle, suyun içinden ışık doğabilir.
format_quote"Işık üretmek için bir elektrik devresine ya da ateşe muhtaç olduğumuz varsayım yıkılır; doğru frekansta bir sesle, suyun içinden ışık doğabilir."
Hasan Bekmezci
Mekanik çarkların gücünü kılcal cam tüpler içindeki renkli sıvılara aktaran, zamanı sıvı hareketiyle gösteren saat ise HYT H5’tir. İki bin yirmide tanıtıldı ve yirmi beş adet üretildi.
Kırk sekiz virgül sekiz milimetrelik paslanmaz çelik kasasının üzerinde yüksek bir kubbe çizen safir cam durur; arka kapak da safirdir ve su geçirmezliği elli metredir. İçindeki 501 kalibresi, TEC Group ile birlikte geliştirilmiş, tamamen markaya ait, elle kurulan bir mekanizmadır. Saatte yirmi sekiz bin sekiz yüz salınım yapar, kırk bir taşı vardır ve altmış beş saat çalışır.
Çalışma biçimi şudur. Kalibrenin kinetik enerjisi, mekanizmanın altındaki iki elektroformlu körüğe iletilir. Tıpkı ses dalgasının gaz kabarcığını sıkıştırması gibi, bu körükler de kılcal cam tüpün içindeki iki karışmaz sıvıyı iter; saati gösteren şey, o iki sıvının birbirine değdiği menisküs çizgisidir. Düzenleyici körüğün cidarı insan saçından dört kat incedir. Saat ve dakika göstergelerini birbirine kilitleyen, on üç konumlu özel biçimli bir kam ise ikisinin adımlarını senkronize eder.
Kadranın okunuşu da bu mantığa göre dizilmiştir: sıvı saati dışta, kılcal tüpün üzerinde okunurken, dakika on iki yönünde, güç rezervi üç yönünde, saniye ise dokuz yönünde döner.
Karanlıkta olup biten ise ayrı bir gösteridir. Kılcal tüpün altına serilen beyaz Super-LumiNova, gün boyunca yuttuğu ışığı geceye taşır ve tüpün içindeki sıvıyı alttan aydınlatır. Saat, adeta kendi plazma tüpünü taşır hâle gelir. Mekanik gücün sıvı üzerindeki bu optik gösterisi, sonolüminesanstaki mekanik ışık dönüşümünün saatçilikteki karşılığını anımsatır.
Ve sıvı saat altı yönüne ulaştığında, körüklerin basıncı bırakmasıyla anında başlangıç noktasına geri akar. Günün ikinci yarısı yeniden başlar.
format_quote"Saat, karanlıkta kendi plazma tüpünü taşır hâle gelir."
Hasan Bekmezci
HYT H5, mekanik saatçiliğin sadece çarklardan ve ibrelerden ibaret olmadığını, akışkanlar dinamiği ve optik bir gösteriyle zamanın bir plazma gibi akabileceğini kanıtlayan sıra dışı bir alet saattir.
Saatin içindeki kılcal cam tüpte sıkışan parlak sıvının hareketine ve körüklerin ritmik çalışmasına baktığınızda; mekanik bir titreşimin ve sesin bir yıldız ışığına dönüşebildiği gibi, ilahî ilmin de en dondurucu sulardan fışkırtabileceği sınırsız tecellileri hissedersiniz.
Saat, üreticisinin kendi sitesinde: HYT, H5 (markanın kendi zaman çizelgesinde)