Japonya’nın sisli dağlarında yetişen vernik ağacı, bilimsel adıyla Toxicodendron vernicifluum, özünü kolay vermez. Gövdesine atılan çiziklerden toplanan bu değerli reçine, insanoğluna doğanın sunduğu en çok sabır isteyen armağanlardan biridir. Toplanan sıvı hamdır; yanlış elde zehre, doğru elde ölümsüz bir esere dönüşür.
Yüksek saatçiliğin en zarif isimlerinden Chopard, İsviçre’nin mikro mühendislik dehasını Doğu’nun asırlık zanaat geleneğiyle burada buluşturuyor. Yüzyıllık geçmişe sahip Yamada Heiando atölyelerinde, usta lake sanatçısı Minori Koizumi tarafından her bir kadranı en az yüz altmış saatlik bir emekle işlenen Chopard L.U.C XP Urushi Year of the Tiger, bu kadim tekniğin en nadide örneklerinden biridir.
format_quote"Toplanan sıvı hamdır; yanlış elde zehre, doğru elde ölümsüz bir esere dönüşür."
Hasan Bekmezci
Peki yüz altmış saatlik emek bir insanın hayatında neye karşılık gelir?
Bir fabrikanın bandında yüz altmış saatte binlerce kadran üretilebilir. Minori Koizumi için ise bu süre, aralıksız dört tam çalışma haftası boyunca, her gün saatlerce mikroskop altında nefesini tutarak atılan tüy kadar ince fırça darbeleridir.
Sürenin büyüklüğünü şöyle düşünün. Bir heykeltıraş devasa bir mermer kütlesini yontmak için haftalar harcar; Koizumi aynı haftaları, bozuk para büyüklüğünde, otuz milimetre civarında daracık bir disk üzerinde harcar. Bir ressam tuvaline boyayı sürdüğünde sonucu saatler içinde görür; urushi ustası ise tek bir katmanı sürdükten sonra onun nemli odada kurumasını günlerce bekler, kuruduktan sonra saatlerce kömürle zımparalar, ancak ondan sonra bir sonraki katmana geçer.
Yüz altmış saat; hızın, aceleciliğin ve seri üretimin egemen olduğu bir dünyada, tek bir kadran için harcanan zamanın sanata dönüşmesidir.
format_quote"Yüz altmış saat; hızın ve seri üretimin egemen olduğu bir dünyada, tek bir kadran için harcanan zamanın sanata dönüşmesidir."
Hasan Bekmezci
Urushi reçinesi, ağacın yaralandığında kendini onarmak için salgıladığı savunma sıvısıdır. Haziran’dan ekime uzanan bir mevsim boyunca gövdeye birkaç günde bir yeni çizikler atılır ve her seferinde birkaç damla alınır; bir ağacın bütün ömründen toplanabilen miktar iki yüz gram civarındadır. Mevsim bittiğinde ağaç çoğunlukla kesilir ve kütüğünden yeniden sürmesi beklenir.
Bu reçine sıradan boyalar gibi davranmaz. Sıcaktan ya da kuru havadan nemini kaybederek kurumaz; tam aksine, yüksek nemli ve karanlık bir odada havadaki su buharını kullanarak sertleşir. Çamurun kuruyup çatlaması gibi değildir bu; sıvı bir çeliğin soğurken moleküler olarak kenetlenip kırılmaz bir zırha dönüşmesine benzer.
Usta reçineyi kadranın üzerine tek bir fırça darbesiyle sürüp geçmez. Tıpkı bir soğanın katmanları gibi, mikron inceliğinde kat kat uygular. Her kat sürüldükten sonra nemli odada günlerce kurumaya bırakılır, ardından su zımparası ya da özel kömür parçalarıyla pürüzsüzleşene kadar elde zımparalanır.
Bir gökdeleni dikerken harcı döküp hemen üst kata geçemezsiniz; harcın donmasını bekler, üzerini düzeltir, sonra bir sonraki katı çıkarsınız. Urushi de böyledir. Kadranın üzerinde onlarca katman üst üste biner. Ortaya çıkan yüzey aside, alkole, tuza ve kaynar suya karşı direnir; nemde ve karanlıkta ise neredeyse süresiz dayanır. Jomon döneminden kalma, dokuz bin yıllık lake parçaları suya doymuş toprakta yüzeyi büyük ölçüde korunmuş hâlde bulunur.
Chopard’ın bu kadranında uygulanan en büyüleyici aşama ise maki-e, yani serpme resimdir. Koizumi, henüz ıslak olan lakın üzerine samur kılından fırçalar ve ince bambu borucuklar aracılığıyla saf altın ve gümüş tozlarını serper.
Rüzgârlı bir günde yaş bir tuvalin üzerine havadan altın tozu serptiğinizi düşünün. Fırçayı nereye dokundurursanız altın orada donar, dokundurmadığınız yerde akıp gider. Usta, mikroskop altında tüy kadar hafif altın taneciklerini yönlendirerek kaplanın kürkündeki o derin, üç boyutlu ve parıltılı dokuyu kurar.
Doğu’nun resim ve anlatı geleneğinde kaplan, gücün ve cesaretin işareti sayılır; kötülüğü uzaklaştıran bir bekçi olarak çizilir. Yıldızlı bir kış gecesinde, kayalıkların ve asırlık çam ağaçlarının gölgesinde tek başına yükselen kaplan, gözlerini geceye dikmiştir.
Minori Koizumi’nin fırçasından çıkan bu sahnede kaplan, kayalıkların üzerinde dikilerek gümüşî yıldızlarla donatılmış gecenin sessizliğini kükremesiyle yırtar. Maki-e sayesinde kürkündeki ince altın parıltılar, gece gökyüzünün lacivert derinliğinde yer değiştirerek ışıldar. Yeşil gözleri ve açık ağzı, doğanın taptaze ve dizginlenemez enerjisini kadrana hapseder.
Bu kadran sadece bir çizim değildir. Reçinenin kat kat sürülüp kurutulduğu, aralarına saf altın ve gümüş tozlarının elenerek serpildiği, kuruduktan sonra kömürle zımparalanıp defalarca parlatıldığı, sabrın maddeye dönüştüğü canlı bir sahnedir.
Peki kadranda kükreyen bu kaplan doğa için ne ifade eder? Yaratıcı onu besin zincirinin en tepesine koyarken neyi murad etmiştir? Kaplan olmasaydı o ekosistemde ne çökerdi?
Sorunun cevabını en çok anlatılan örnek üzerinden görelim. Yellowstone’da kurtlar bin dokuz yüz yirmi altıya gelindiğinde tamamen yok edilmişti. Tepe avcı ortadan kalkınca geyik nüfusu patladı. Geyikler korkusuzca nehir kenarlarına indi, ağaç filizlerini ve çalıları kökünden yedi. Kavak ve söğüt yok olunca kunduzlar baraj yapacak odun bulamadı; kunduzlar gidince su birikintileri kurudu, otçul kuşlar ve balıklar azaldı, nehir yatakları toprak kaymasıyla genişledi.
Kurtlar bin dokuz yüz doksan beşte geri getirildiğinde geyikler açık nehir kenarlarında oyalanmayı bıraktı, kıyılar yeşerdi, kunduzlar döndü. Burada dürüst bir kayıt gerekir: ekologlar bu değişimin ne kadarının doğrudan kurtlardan, ne kadarının kuraklık, boz ayı ve avcılık gibi başka etkenlerden geldiğini hâlâ tartışıyor. Ama tepe avcının yokluğunda zincirin aşağı halkalarının teker teker bozulduğu konusunda ihtilaf yok.
Kaplan da Asya ormanlarında aynı halkayı tutar. Geyikleri ve yaban domuzlarını hem sayıca hem de davranış olarak sınırlar; bir ormandan kaplanı çektiğinizde otçullar kontrolsüzce çoğalır, genç fidanları ve çalıları kökünden tüketir, nehir kıyısındaki örtü yok olunca toprak akar ve su kaynakları bozulur. Ağaçlar gençleşemediği için kuşlar, böcekler ve küçük memeliler yuvasız kalır; orman ayakta durur ama içi boşalır, yeşil bir çöle döner. Dahası kaplan, hasta ve zayıf hayvanları alarak sürüler arasında salgının yayılmasını güçleştirir.
Kaplanın kendisi bir mimar değildir. O, konulmuş bir ölçünün işleyen parçasıdır; ormanı ayakta tutan şey onun iradesi değil, varlığıyla kurulan dengedir. Düzen, sınırsız özgürlükle değil, ölçü ve dengeyle ayakta kalır.
Seksen sekiz adetle sınırlı üretilen bu saat, görkemli kadranını ölçülü bir mühendislikle tamamlar.
Kasası on sekiz ayar pembe altındandır, otuz dokuz buçuk milimetre çapında ve sadece altı virgül sekiz milimetre kalınlığındadır. L.U.C XP serisine özgü bu incelik, bilekte neredeyse yokmuşça duran bir orantı verir. Pembe altının sıcak tonu, kadrandaki gecenin laciverdiyle ve kürkün altın sarısıyla aynı ailedendir. Su geçirmezliği otuz metredir.
Saatin kalbinde L.U.C 96.17-L kalibresi çalışır. Kendi kendine kurulan bu mekanizmanın kalınlığı üç virgül üç milimetredir; yirmi dokuz taşı vardır, saatte yirmi sekiz bin sekiz yüz kere salınır ve altmış beş saat çalışır. Köprülerin üzerindeki yazı, hareketin izokronizm ve beş konum için ayarlandığını söyler.
İnceliği mümkün kılan iki çözüm vardır. Birincisi mikro rotor: kurma kütlesi mekanizmanın üstüne oturan bir tabaka değil, onun içine gömülmüş yirmi iki ayar altından bir yarım aydır. İkincisi markanın Twin adını verdiği düzen: üst üste yerleştirilmiş iki zemberek kutusu, kalınlık eklemeden gücü ve dengeli bir yürüyüşü uzatır.
format_quote"Düzen, sınırsız özgürlükle değil, ölçü ve dengeyle ayakta kalır."
Hasan Bekmezci
Chopard L.U.C XP Urushi Year of the Tiger; zamanı sadece ölçen bir saat değil, Japon geleneksel sanatının İsviçre yüksek saatçiliğiyle ve ekosistemin ölçüsüyle birleştiği nefes kesici bir Doğu Batı sentezidir.
Minori Koizumi’nin fırçasından süzülen yüz altmış saatlik emek, bileğinizde sadece zamanın akışını değil; yıldızlı bir gecede kükreyerek ormanın dengesini bekleyen altın bir kaplanın zamansız ruhunu taşımanızı sağlar.
Saat, üreticisinin tarifiyle: Chopard, L.U.C XP Urushi Year of the Tiger