Formula 1 izleyen herkes ekranın kenarındaki renkleri bir süre sonra kendiliğinden okumaya başlar. Sarı, bir pilotun kendi en iyi derecesinin altında kaldığını söyler. Yeşil, kendi rekorunu geçtiğini. Mor ise bambaşka bir şeydir: o bölümde bütün sahanın en hızlısı olmak.
Bu renk sistemi bir tasarım tercihi olarak doğdu ve zamanla bir dile dönüştü. Bugün pistte hiçbir ses duyulmasa, hiçbir isim okunmasa bile ekranın rengine bakan biri yarışın kimde olduğunu anlar. Mor, saniyenin binde biriyle ölçülen bir üstünlüğün kısaltmasıdır.
Bir saat markasının bu rengi bir kadrana taşıması, bu yüzden yalnızca estetik bir karar değil. Zamanlamanın kendi kodunu ödünç almak.
format_quote"Mor, saniyenin binde biriyle ölçülen bir üstünlüğün kısaltmasıdır. Bu rengi kadrana taşımak estetik değil, kodsal bir karar."
Alex Mourin
Rengin bu saatteki ikinci kaynağı ise coğrafi. Model, sezonun Singapur ayağı için hazırlandı ve mor tonu şehrin ulusal çiçeğine bağlanıyor: adını bahçesinde yetiştiği söylenen kadından alan bir orkide melezi.
Bir ülkenin simgesi olarak melez bir bitki seçmesi ilginç bir tercihtir. Melez, iki farklı soyun birleşmesinden doğar ve saf olmayan bir şeydir; çoğu ulusal simge tam tersine, kökeni tek bir yere bağlamak ister. Limanı ve nüfusu birçok yerden gelen bir şehir için bu seçim, kendi hakkında verilmiş sessiz bir cümledir.
Kadranın moru buradan geliyor ve doygun tutulmuş. Doygun bir renk bir kronograf kadranında risklidir; sayaçlar ve ölçekler kaybolabilir. IWC bunu turkuaz bir vurgu rengiyle çözmüş. Turkuaz, morun tam karşısında duran bir tondur ve ikisi yan yana geldiğinde birbirini bastırmak yerine ayırır. Ana ibreler ve indeksler bu yüzden okunur kalıyor.
Kasa kırk bir milimetre ve IWC’nin uzun süredir kullandığı pilot saati mimarisini taşıyor: geniş bir kadran, kalın indeksler, yumuşak hatlı bir gövde. Saat 3 yönünde gün ve tarih birlikte veriliyor. Bu düzen okunabilirlik açısından ekonomiktir; iki bilgi tek pencerede toplandığında kadranda başka bir yer açılmaz.
İçeride 69385 kalibresi çalışıyor; IWC’nin kendi kronograf ailesinden, otomatik kurmalı, sütun çarklı ve kırk altı saat güç rezervine sahip. Sütun çark, kronografın komutlarını yönlendiren dişli biçimli parçadır ve düğmenin hissini belirler. Bu ailenin öteki alışkanlığı ise dikey sayaç düzeni: kronografın dakika ve saat sayaçları yan yana değil, üst üste yerleştirilmiş. Bu düzenin sebebi bir cep saati geleneğidir ve pratik bir yanı vardır: iki sayaç aynı dikey hatta durduğunda göz onları tek bakışta birleştirir.
On bar suya dayanıklılık ve safir arka kapak, bu tür bir takım saatinde beklenen ama her zaman verilmeyen iki ayrıntı.
format_quote"İki sayaç aynı dikey hatta durduğunda göz onları tek bakışta birleştirir. Dikey düzen bir gelenek değil, bir okuma kolaylığıdır."
Alex Mourin
format_quote"İkisi de görünmeyen bir farkı kovalar, ve ikisi de o farkın sonunda görünür olacağını bilir."
Alex Mourin
Bu saat, IWC’nin takımla yaptığı dördüncü model. Markanın bu ortaklıkta kullandığı unvan mühendislik ortaklığı; yani bağın kurulduğu yer pazarlama değil, iki alanın ortak takıntısı.
O takıntı da şudur: hem bir yarış takımı hem bir saat manüfaktürü, aynı şeyi ölçmeye ve aynı şeyi kazanmaya çalışır. Bir mühendis için bir saniyenin binde biri, bir saatçi için günde bir saniye. İkisi de görünmeyen bir farkı kovalar ve ikisi de o farkın sonunda görünür olacağını bilir.