Güneş sistemi kurulurken bazı gövdeler gezegen olamadan kaldı. Bir kısmı yeterince büyümüş, içinde demir ve nikel ayrışıp bir çekirdek oluşturmuştu; sonra bir çarpışma o gövdeyi parçaladı ve çekirdeğin soğumuş kalıntıları uzayda savruldu. Milyonlarca yıl sonra bu parçalardan biri Dünya’nın atmosferine girdi ve İsveç’in kuzeyine düştü.
O bölgede bulunan göktaşı parçalarına Muonionalusta adı veriliyor ve tahmini yaşı gezegenimizden daha eski. Yani bu maddenin oluştuğu sırada Dünya henüz katılaşmamıştı.
Bell & Ross bu maddeyi dilimleyip bir kadran hâline getirmiş. Ama asıl mesele malzemenin nereden geldiği değil, üzerindeki desenin nasıl oluştuğu.
Bir demir nikel göktaşı kesilip asitle dağlandığında yüzeyinde birbirini kesen uzun bantlar belirir. Bu desen bir işlem sonucu değildir; metalin kendi iç yapısıdır ve yalnızca tek bir koşulda oluşur: son derece yavaş soğuma.
Demir ve nikel birlikte katılaşırken, soğuma hızına göre farklı kristal yapılar oluşturur. Hızlı soğursa kristaller mikroskobik kalır ve gözle görülmez. Yavaş soğursa büyür. Bu desenin oluşması için gereken hız, milyon yılda birkaç derece mertebesindedir. Yani bir laboratuvarda taklit edilemez; çünkü hiçbir fırın milyonlarca yıl çalıştırılamaz.
Bu, bir kadran malzemesi için olağanüstü bir özellik. Guilloş bir ustanın elinden çıkar, mine bir fırında pişer, marketri kesilip yapıştırılır. Bu desen ise hiç kimse tarafından yapılmamıştır ve tekrarlanamaz. Her dilim, o gövdenin içinde hangi noktadan alındıysa o noktanın kristal yönelimini taşır. İki kadran asla aynı olmaz.
format_quote"Bu desen hiç kimse tarafından yapılmadı ve tekrarlanamaz. Onu üreten tek şey, milyon yılda birkaç derecelik bir soğuma hızıydı."
Eric Berger
format_quote"Burada zanaat üretmek değil, ayıklamaktır."
Eric Berger
Bu malzemeyi kadrana çevirmek de kendi başına bir zorluk. Göktaşı çeliğe benzemez; içinde gerilmeler ve mikro çatlaklar vardır, kesilirken beklenmedik yerde ayrılabilir. Dilim ne kadar inceyse risk o kadar artar ve bir kadran bir milimetrenin altındadır. Kesildikten sonra da korozyona açıktır; ham demir nikel havadaki nemle tepkimeye girer ve paslanır. Bu yüzden kadranlar dağlandıktan sonra koruyucu bir katmanla kapatılır.
Ayrıca desen tamamen malzemenin insafındadır. Kesici hangi açıyla girerse bantlar o açıda görünür; ustanın yapabileceği tek şey, tekrar tekrar kesip beğendiğini seçmektir. Yani burada zanaat, üretmek değil ayıklamaktır.
Kasaya gelince, BR-X5 Bell & Ross’un alışılmış kare kadran mimarisini koruyan ama farklı bir şekilde kurulmuş bir model. Kasa tek parça değil; on ikiyi bulan parçadan oluşan katmanlı bir yapı ve merkezinde mekanizmayı barındıran su geçirmez bir çekirdek var. Bu tür bir kurgunun sebebi yalnızca görsel değil: dış katmanlar darbeyi ve gerilmeyi karşılar, iç çekirdek mekanizmayı yalıtır.
Kırk bir milimetre çap ve on iki virgül sekiz milimetre kalınlık, bu yapı için makul rakamlar. Kadranın üzerinde otomatik kurma, kronometre sertifikası, tarih penceresi ve bir güç rezervi göstergesi yer alıyor.
format_quote"Bir saat zamanı ölçen bir alettir; bu saat aynı zamanda ölçemeyeceği kadar uzun bir zamanın kaydını taşıyor."
Eric Berger
Bir saat kadranında göktaşı kullanmak son yıllarda birçok markanın denediği bir şey ve zamanla bir klişeye dönüşme riski taşıyor. Bu saati o riskten kurtaran şey, malzemeyi bir egzotizm olarak değil bir doku olarak kullanması. Gri ve mat bir yüzey, kasanın fırçalanmış çeliğiyle aynı ailede duruyor; kadran ortaya çıkıp bağırmıyor, yakından bakıldığında kendini gösteriyor.
Ve kolunuzda taşıdığınız şeyin şu olduğunu hatırlamak tuhaf bir deneyim: üzerindeki çizgiler, gezegeninizin var olmasından önce, karanlıkta, kimsenin bakmadığı bir yerde ve inanılmaz bir yavaşlıkla çizildi. Bir saat, zamanı ölçen bir alettir; bu saat aynı zamanda ölçemeyeceği kadar uzun bir zamanın kaydını taşıyor.