Altmışlı yıllarda bir saat çerçevesinin üzerine takimetre ölçeği basılırken küçük bir farklılık oluştu. Ölçeğin doksan işaretinin yanındaki nokta, bazı partilerde rakamın yanına değil üzerine düştü. Kimse bunu fark etmedi; fark edenler de önemsemedi. Baskı kalıbı değiştiğinde nokta yerine döndü ve konu kapandı.
Kırk yıl sonra aynı saatler ikinci el piyasasında toplanmaya başladı ve o nokta birdenbire bir işaret hâline geldi. Bir çerçevenin hangi dönemde basıldığını anlamanın en hızlı yolu oydu. Koleksiyoncular ona bir ad verdi ve fiyat farkı doğdu.
Bugün Omega, o eski kazayı yeni bir koleksiyonda bilerek tekrar basıyor. Bir markanın kendi hatasını sonradan kimlik olarak sahiplenmesi, saatçiliğin en tuhaf ve en insani alışkanlıklarından biridir.
format_quote"Bir markanın kendi eski hatasını sonradan kimlik olarak sahiplenmesi, saatçiliğin en insani alışkanlıklarından biridir."
Lucas Mercier
Speedmaster 38, adından anlaşılacağı gibi kırk iki milimetrelik Moonwatch’un değil, daha küçük kasalı kolun saatidir. Omega bu ölçüyü uzun süredir üretiyor ama bu kez koleksiyonun tamamını elden geçirmiş ve yedi yeni referans çıkarmış.
Değişikliklerin çoğu bir santimetrenin altında. Sayaçlar artık oval değil, yuvarlak. Bu küçük gibi duran farkın sebebi geometriktir: bir kadran üzerinde üç sayaç yerleştirdiğinizde, çapı korumak için onları yatay yönde biraz sıkıştırmak kolaydır ve ortaya oval bir biçim çıkar. Yuvarlak sayaç ise daha fazla yer ister, yani kadranın geri kalanının daralmasına yol açar. Omega bu sefer alanı sayaçlara vermiş ve kadranı Moonwatch’un oranlarına yaklaştırmış.
Kadrandaki yazılar da azaltılmış. Bir kronograf kadranında en çok kirlilik yaratan şey markanın kendisi hakkında yazdıklarıdır; her satır okunabilirlikten bir şey götürür. Çerçeve ise kalınlaştırılmış ve ölçek o eski düzene göre basılmış.
Bileziğe de dokunulmuş. Yeni kolleksiyon, Moonwatch’ta kullanılan beş sıralı bilezik düzenini alıyor. Bir bileziğin kaç sıradan oluştuğu yalnızca görsel bir mesele değildir: sıra sayısı arttıkça baklalar incelir, bilezik daha kolay bükülür ve bileğe daha iyi oturur. Küçük bir kasada bu fark daha da belirgin hissedilir, çünkü ağırlık az olduğunda oturuş tamamen bileziğin esnekliğine kalır.
Otuz sekiz milimetre, bugünün ortalamasının altında duran bir ölçü. Uzun yıllar boyunca küçük kasalar kadın saati sayıldı; bu ayrım hiçbir zaman teknik bir temele dayanmadı ve şimdi sessizce ortadan kalkıyor. Bir kronograf için asıl mesele çap değil, kadranın kaç göstergeyi karışmadan taşıyabildiğidir.
format_quote"Bir kronograf için asıl mesele çap değil, kadranın kaç göstergeyi karışmadan taşıyabildiğidir."
Lucas Mercier
format_quote"Bir nesnenin kimliği bazen kusursuz tarafından değil, tesadüfen kalıcılaşmış bir aksaklığından gelir."
Lucas Mercier
Koleksiyonun yedi referansa yayılması, Omega’nın bu ölçüyü bir alt model olarak değil kendi başına bir aile olarak konumlandırdığını gösteriyor. Farklı kadran renkleri, farklı metal birleşimleri ve farklı kayış seçenekleri var; ortak olan şey mimarinin kendisi.
Ve bütün bu yenilenmenin ortasında, altmış yıl önce yanlış basılmış bir nokta duruyor. O nokta hiçbir işe yaramıyor; takimetre ölçeğinin doğruluğunu değiştirmiyor, okumayı kolaylaştırmıyor. Yalnızca bir hatırlatma: bir nesnenin kimliği bazen kusursuz tarafından değil, tesadüfen kalıcılaşmış bir aksaklığından gelir.