Bir nesnenin üzerinde yazan isim, çoğu zaman onu yapan elin ismi değildir. Yüzyıllar boyunca ipek Çin’de dokundu ve Avrupa’da bir tüccarın markasıyla satıldı; halı Anadolu’da düğümlendi, Londra’da bir galerinin adıyla asıldı. Zanaat doğuda, imza batıda kaldı.
Saatçilik bu alışkanlığın en inatçı örneklerinden biridir. Bir parçanın nerede yapıldığı ile üzerinde ne yazdığı arasındaki mesafe, sektörün en az konuşulan konusudur.
Atelier Wen tam da bu mesafeyi konu edinerek kuruldu. Fransız kurucuları olan bu ev, saatlerini Çin’de üretiyor ve bunu gizlemek yerine kadranın üzerine yazıyor. Kadranındaki işçiliği yapan ustaların adını da söylüyor. Bu, teknik bir tercih değil, bir tutum.
Bu saat, evin Inflection adlı entegre kasalı modelinin New York merkezli Massena LAB ile yapılmış özel versiyonu. Adı Shuò; Çincede parıldayan, ışıldayan anlamına geliyor ve bütün mesele o kelimenin içinde.
Kadran som altından. Ama parlaklığı cilalamaktan değil, tam tersinden geliyor: yüzey elle tremblage tekniğiyle işlenmiş. Tremblage, gravür kaleminin yüzeye bastırılırken titretilmesidir. Kalem düz bir çizgi bırakmaz; küçük, düzensiz, birbirine benzemeyen çentikler bırakır. Sonuçta ortaya çıkan doku buzlu bir yüzeydir ve ışığı tek bir yönde değil yüzlerce yönde kırar.
Bunun makineyle yapılamamasının sebebi de burada. Bir makine düzenli titreşir ve düzenli bir doku bırakır; göz bu düzenliliği hemen yakalar ve yüzey ölü görünür. Tremblage’ın canlılığı, elin asla aynı iki çentiği açamamasından gelir. Yani kusur, tekniğin kendisidir.
format_quote"Tremblage’ın canlılığı, elin asla aynı iki çentiği açamamasından gelir. Burada kusur bir hata değil, tekniğin kendisidir."
Lucas Mercier
Kasa ise bambaşka bir sorun. Tantal, saatçilikte nadiren kullanılan bir metaldir ve sebebi görünüşü değil, davranışıdır.
Tantal çok yoğundur; elde çelikten belirgin biçimde ağır gelir. Rengi mavimsi gridir ve zamanla oksitlenmez. Buraya kadar her şey iyi. Sorun işlenmesinde başlar: tantal kesilirken yapışır. Metal, kesici uca kaynayacak gibi tutunur, talaş kopmak yerine sürüklenir, yüzey yırtılır ve takım hızla körelir. Üstelik işlendikçe sertleşir, yani kesmeye devam ettikçe daha da zorlaşır. Bir kasa üreticisi için bu, aynı biçimi çelikten yapmanın birkaç katı zaman ve çok daha sık takım değişimi demektir.
Bir ev tantal seçtiğinde bunların hepsini bilerek seçer. Karşılığında elde ettiği şey, çeliğin veremeyeceği bir ağırlık ve gri ile mavi arasında duran, ışığa göre yön değiştiren bir ton.
Ölçüler bu saatin sessiz başarısı. Kırk milimetre çap, kulaktan kulağa yalnızca kırk beş milimetre ve camla birlikte on virgül iki milimetre kalınlık. Entegre bilezikli bir saatte kulak mesafesinin kısa tutulması, kasanın bilekte oturmasını sağlayan asıl ölçüdür; çap değil. Kırk beş milimetre, kırk milimetrelik bir kasa için oldukça iddialı bir rakam.
Kadranın çevresindeki göstergelerde Çin karakterleri kullanılmış. Bu da bir süs değil: bir saatin rakamları, onu okuyan kültürün yazısıyla yazılabilir. Avrupa saatçiliğinin Arap ve Roma rakamlarını yüzyıllardır standart saymasının tek sebebi alışkanlıktır.
format_quote"Bir saatin rakamları onu okuyan kültürün yazısıyla yazılabilir. Standart sandığımız şey çoğu zaman yalnızca alışkanlıktır."
Lucas Mercier
format_quote"Bir nesnenin nerede yapıldığını gizlememesi, üzerindeki ismi hak eden tek şeydir."
Lucas Mercier
Massena LAB ile yapılan ortaklık da bu hikâyeye uygun. New York merkezli bu stüdyo, kendi fabrikası olmayan ama fikirleri üretime taşıyan bir yapı; başka evlerle birlikte sınırlı seriler çıkarıyor. Yani bu saatte üç coğrafya var: tasarımın bir ayağı Fransa’da, üretimi Çin’de, editörlüğü Amerika’da.
On yıl önce bu cümle bir kusur listesi gibi okunurdu. Bugün yalnızca bir üretim gerçeği. Ve bir nesnenin nerede yapıldığını gizlememesi, onu değersizleştirmiyor; tam tersine, üzerindeki ismi hak eden tek şey bu.